|
Ragıp KaradayıTürkiye |
Köpeği 'hoşt' diyerek susturdu, ayağa kalktı. Kızıl Köşk'e doğru yürüdü. Biraz sonra yatsı ezânları duyuldu....
Derinden gelen, içine huzur ve saadet dolduran ezân sesleriyle doğruldu. İşliğinin kollarını toplamaya başlayarak, abdest için kapıya...
Her zaman olduğu gibi Doğan Bey bu sabah da erkenden kalktı. Pencereyi açtı. Hafif bir rüzgâr okşar gibi vücudunu serinletti. Osmanlı...
Erkara kulaklarına inanamadı, daha dikkat kesildi. “Bu değirmenin suyu da nereden geliyor?” diye geçirdi içinden. Şehir çok, Bursa başka,...
"Hele bakın şu densizlerin yaptıklarına. Yıldırım Han’ı gafil belliyorlar akıllarınca!.." - Kim kendi reyi ile hareket ederse...
"Hedef Osmanlı ve İslâmiyet. Küffâr İslâm’a ve Müslümanlara karşı düşmanlıktan hiçbir zaman vazgeçmez. Vazgeçmeyecekler...
"Senin haberin yok bey? Biz buraların sahibiyiz. Evimiz de aha biraz ileride. Son zamanlarda nereden peydahlandı bilmiyoruz. Haşhaşiler...
Kaç gündür keyfi yerinde değildi Doğan Bey’in. Oysa sevdiği kızla nişanlanmış, istediği olmuştu. Onu içten içe kemiren şey, bambaşka...
Aşır, daha bir ezildi, büzüldü. Boynunu büktü bu söylenenler karşısında. Neşeli görünmeye çalıştı. Havayı bozmak istemiyordu. -...
Erkara, konuşmasına fırsat vermeden arkadaşının koluna girdi: "Haydi gidiyoruz." Yüksek kerpiç duvarla çevrili avlu kapısının...
Kızlar, kendilerinin dikiz edildiğinden habersiz gülüşerek yürürlerken, uzaktan bir at kişnemesi duyuldu. Mânâlı mânâlı birbirlerine...
“Müsaadenizle ben gideyim Gülşah Hanım” dedi, cevap beklemeden de uzaklaştı. Bu kendiliğinden olan karşılaşmayı hiç unutmayacaklardı....
Erkara’nın aklı örtülmüş, gözü dönmüştü hepten. Aşır ve birkaç itimat edip güvendiği adamıyla birlikte Gülşah’ı dağa...
Arkadaşının hâli hâl değildi. Aşır, gayr-i ihtiyari geriledi. Kan ter içinde soluyan Erkara’yı dikkatlice süzdü. Zulümde çok...
"Ahalinin hâli ne böyle? Rahipler gibi çile çekiyorlar. Yazık gençliğinize yazık, acıyorum!" Kripto sözünü doğrulamak için...
"Türk kanı içmekle onlara karşı olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım! Hadi buyurun, bütün azizler sizin arkanızda olacak!”...
"Nasıl söylesem? Doğru biraz farklıyım. Doğan yiğidimizin zamanı geldi. Evlendirelim derim. Günah işlemesinin vebalini...
Aklına ne geldiyse bu sefer de yürümekten vazgeçip olduğu yere oturdu Doğan Bey. Karşısında bir yıldız gibi parıldayan Gülşah’a...
"Kara yüzlü, kara ruhlu Erkara! Bir yiğide, onun bunun duvarı üzerinde gezmek yakışır mı?" Bir anda ne olduğunu anlamayan Doğan...
Ilık sabah rüzgârlarıyla bir hoş olan kanaryalar, nereden geldiği tam belli olmayan bülbüller kesintisiz şakıyor, hoş ötüşleriyle...
Kripto, mutluluktan dört köşeydi. Gökte aradığını yerde buluvermişti. Bugüne kadar her şey istediği gibi yolunda gitmişti... Hurufi;...
Çok fena şeyler düşünüyordu Aziz Kripto!.. Erkara’yı devletine karşı, bu yeni 'Hurufi’yi de maneviyata karşı kullanacaktı. Aziz...
Yağmur tanecikleri, gizli ayak sesleri gibi tuhaf bir gürültü çıkarıyor. İntizamsız adımlarla sisler içinde intikal eden disiplinsiz...
İlmin yeri, vakti, hocası yoktur Doğan’ım; her durum ve şartta öğrenme, öğretme olur. Süleyman Çelebi, cümlesini tamamlarken, uzaklara...
"Bana selâm veren herkesi düşman bellemiş Erkara... Bir şeyi merak ediyorum. Ne yapmışım da bu kadar kin nefret besliyor? Sebebi...
"Doğan, kafama takıldı! Bugün öğle namazı çıkışında Seyyid Molla İbrahim Efendi diye birinin elini öpmek için cemaat yarışa...
Anası, babası, arkadaşları ağız birliği etmişçesine ona çılgın nazarıyla bakıyordu! Çünkü her şeyi ters anlamaya, yanlış yapmaya...
Sırf muhalefet olsun diye Seyyid Molla İbrahim’e katılmıştı. Tam aradığı adamdı. Yiyip eğlenen böyle başka bir âlim var mıydı bu...
Bekleyenlerin göstermiş olduğu hürmet ve ifadelerden, namaza gelenlerin kim olduklarını tanımaya çalışıyor, bu hususta pürdikkat...
Aziz Kripto mermer eşiği aşınca gözleri kamaştı. Yeşil bir çarşaf gibi önünde uzanan Bursa ovasını hayranlıkla seyretti. Dik sokak...
Diz çökmüş her yaştan mümin, yemeklerini yemiş, namazlarını kılmış ilk defa gördükleri, tanımaya çalıştıkları...
Kripto, bu sessiz şikâyeti daha fazla duymamak için gözlerini kapadı. Bir anaç tavuk edasıyla kabardı. “Her taraf karanlık, karanlık!”...
Unutulmuşluk tarlasına gömülü bir tohumdun. Gün oldu kök saldın. Kimsenin adını bilmediği, hatırını saymadığı bir yetim oldun sonra....
Mis gibi lavanta kokan yün yatağının içinde sebebini bilemediği duygular içindeydi Doğan Bey. Gözlerini kapadı, ne yaptı ettiyse bir...
Süleyman Çelebi yazdıklarını önce Doğan Bey’e ve Matlube Hanım’a okurdu. Onlardan alacağı tepkiye göre, son şeklini verirdi! Neden...
Yeğenine ayrı bir kıymet verir, onunla iftihar ederdi Süleyman Çelebi. Bu benzerlikten dolayı mı, yoksa ciğerparesi ve Doğan’ının...
Yaşadığı yer gençlerin, hatta birçok kişinin gıpta ettiği yerlerden biriydi. O ise başka bir derde müptela olmuş, fena yakalanmıştı....
Can sıkıntısından patlayacaktı neredeyse. Yaz geceleri kısa olmasına rağmen, hiç bitmeyecekmiş gibi upuzun geldi. Sabaha kadar gözlerini...