|
![]() |
![]() Ragıp KaradayıTürkiye |
"Selamün aleyküm beyefendi" dedim, gülümsedim. Suratı birden sertleşen adam, selâmımı duymazlıktan geldi, almadı bile! Bu karmaşada...
Çok şey düşünüyordum ki arkadaşların ısrarla istedikleri hususi bir hatıramı yazmam aklıma geldi. Onlardan rastgele birini seçtim....
Buraya gelirken tereddüt etmemişim. Şimdi hiçbir şey diyecek hâlde değildim. Şikâyet etme yerine genç idarecileri övmek geldi içimden. ...
O gün eve gittiğimde bu ağır kelimelerin hâkimiyeti altındaydım hâlâ... Boş bir sedire uzandım. Bir sinema şeridi gibi geçti...
"Benden ve arkadaşlarımızın tecrübelerinden istediğiniz kadar istifade edebilirsiniz. Her türlü fedakârlığa hazırız..." Pencereye...
Polisin dik duruşu karşısında süklüm püklüm masum havalarında sessizce dağıldılar ama bizde de iş yapabilecek mecal kalmamıştı......
Bu kadar insan, nasıl olur da kısa zamanda sokağa dökülür? Bunlar hazır kıt’a mıydı?!. Talip'in ve küfredenin yüzü al kana...
Başı dazlak, kara sakallı olan, elindeki ne olduğunu anlamadığım bir şeyi yüzünü buruşturarak çiğnedi. Bu bitirim tipleri...
Sessiz bir gölge gibi ilerlerken iki kişinin fısıltıyla konuştuğunu fark ettim. Birkaç adım sonra daha net anlamaya başladım, durakladım....
O hadise aklıma geldikçe tüylerim diken diken olur, ürperirim: Uzun kış gecesi ve ansızın inen bela, karanlık bir çölde yollarını...
Siz öylesiniz, böylesiniz deyip âdeta yapmadığı küfür kalmadı. Gözüm hâlâ o cümlede: "Hizmette sinir ve sınır yoktur..." Adam,...
Abi, biri var telefonda, ısrarla “bir yetkiliyle görüşmek istiyorum" diyor. Birkaç defa başka arkadaşlara bağladım kabul etmemiş. Ne...
Gözlerimden uyku dökülmesine rağmen, kalbim huzurla yoğrulmuş gibiydi. Zayıf omuzlarım, büyük bir davanın yüksek bir hizmetini...
"Bu projede yeni bir tarzı, metodu tatbik ediyor, heyecandan heyecana giriyorduk." Kadromuzda; Mustafa Güneş: Yapımcı, koordinatör, iş...
İstanbul'un, tarih, kültür ve sanat yuvası sonsuz ufuklarına bakan Yenibosna'daki TGRT binasının çatısı, sanki "anten ormanı" gibiydi... ...
Nasıl bir sevinçle yazdım anlatamam. Bugünkü yorgunluğum, telaşım, korkularım bir anda yerini tatlı bir huzur ve saadete bırakmıştı. ...
“Enver Bey'in cömertliğini duymuştum. Şimdi şahid oldum. Tanımadığı, bilmediği bu insanlara kitap gazete hediye etmek… Olacak şey...
Adamların hâl ve hareketleri, simaları bende dindâr, mütedeyyin insanlarmış gibi bir his uyandırdı. Başladım gazetemizi tanıtmaya....
Parkın yakınında, ağaçların altında büyük halı mağazaları turist kaynıyordu. Elimde olmadan dikkat kesildim. Neşeyle etrafa...
"Ne yapsam acaba?" diyecekti ki telefonun çalmasıyla irkildi. Derin bir "oh" çekti. "Demek ki hâlâ beni bekleyenler varmış" dedi. Avukat...
Gazetemizin bütün sayfalarını dilim döndüğü kadarıyla anlattım. Avukat, beni pürdikkat dinledi... Adama, niçin geldiğimi anlatmaya...
Elimdeki malzemelerle kuytu yollardan geçip kimseciklerin gidemeyeceği hanlara uğramaya karar vermiştim. "Evet, mâdem asıl hedefimiz...
Beklenmedik zamanda karşısına dikilen bu ihtiyar adam, karizmasını çizmiş, fiyakasını bozmuş, dünyasını altüst etmişti... ...
"Doğru dersiniz hoca efendi, aslında bizim filmlerde sizin gibi büyüklerimize münasip rol çok, kabiliyetiniz yüksek. Ancak!.." "Senin...
Mahmur ve üşengeç adımlarla lavaboya gittim, yüzümü yıkadım ve aynadaki sûretime baktım. Neden sonra, talebemin davetini hatırladım!...
"Sakın Miami deme! Hiç tavsiye etmem! Bir giden pişman, bir de gitmeyen. En iyisi rahatlamak istiyorsanız Maldivler…" Hakan Bey: - Koca...
"Acıma hislerinden mahrumlar. Menfaatleri için her şey yapabilirler. Ben tek insanım, onlara, o sinsi düşmanlara ne yapabilirim ki?.."...
"Eşimin bu seçkin ve başarılı kurumda çalışıyor olması en büyük şansımız." Hakan Bey: - Biz kaçıyoruz o kovalıyor! Bunaldım...
“Bugün mahmurluğum üzerimde inşaallah misafir falan gelmez de hâli pürmelâlim deşifre olmaz…” Baş ucumda duyduğum bir sesle...
"Dışarıdan gelen bu serinlikle birlikte içim bir tuhaf olmuştu. Suları yatağını terk eden bir nehir gibi kupkuruydum..." Bir gün...
İlk yasağını koymuştun orada “Her türlü hediye yasak!” diye. Kırmızı kurdele ve nazar boncuğu iliştirip odana astığın hat yerinde...
Neftî bir gündü o gün benim için. Bu yaşta kara deyip karalar bağlamak olmaz tabii ki. Hayatımın en verimli mevsimindeyim henüz. İlk...
Bu kadar yıl aradan sonra o kapıya vardığımda sevinç ve hüzün bir arada, dünü ve bugünü yan yana görüyorum hep. İyilik zarar...
“Efendim ben TGRT'de, Mehmet Emin Tokadî hazretlerinin filmini seyrettim, hissiyatım kabardı, ağladım ağladım, mahvoldum!.." Abimizin...
“İyi ki; TGRT kurulmuş, iyi ki; bu mümtaz kurumda bir nefer olarak çalışmakla şereflenmişim” Dönüşü olmayan yolda topyekûn...
"İnşaallah yenilerini dinlemekle şerefleniriz. Şunu bil peşini bırakmam, devam edeceğiz. Merak edilecek çok mevzu var, biliyorum."...
Konuşulacak çok şey var da, burada noktayı koyalım. Sen o film setlerinden anlat çok merak ediyorum. Erol Abi: - Hasretini çekmemek...
"Boşanma diye bir şey duyulmazdı. Olsa da çok nadiren olurdu. Beyleri hanımlarından ayıran aile düşmanı; kahvehaneler, gazinolar,...
Mütevâzı bir hayattan renkli, ışıltılı insanların arasında bocalamadan hedeflerine varmak ayrı bir kâbiliyet istiyordu. Gönül...
"Radyo tiyatrolarını dinleyenleri iknâ edip beğendirmemiz mümkün değil. Bu şaşmaz ve de değişmez bir psikolojik kâide..."...
Yanlış yapmadığımdan emin olduğum için aklıma herhangi kötü bir şey gelmedi. Ancak şikâyetin nereden geldiğini tahmin etmiştim!...
"Hayırdır, ne bu telaş Ragıp? Gel hele şöyle yanıma, ben de seni bekliyordum." Setlerdeki giyim kuşamımla geldiğimi fark edince pek...
"Kusura bakmayın Ragıp Bey! Bize 'okuma yazma bilmeyen Erzurumlu er fıkrası' anlatmıştınız ya, işte onun rövanşıydı bu!.." Bu sefer...
Umumi konuşma biter bitmez yarınki işlerin talimatını verdi: "Möhteremler, Şehitlik hıyabanındaki Türk câmisinde Cumâ namazını...
Bişr-i Hafi filmimiz malum hastalığın kötülüğünü anlatıyordu. Çok alkol tüketilen yerde tepkiler geleceğini tahmin ederken,...
Dönüşümlü olarak Bakü, Kuba, Sumgayt ve Gence'de gösterime girecek şekilde planlamıştık. Her şehirde de bir gala düzenliyorduk. ...
Hiçbir işimizde itimat etmediğimiz birini çalıştırmıyorduk artık. Ehil, sadık elemanlarla iş yapmak ayrı bir keyif veriyordu insana....
Prof. Tevfik İsmailoğlu: "Sen Mene ve Rasim'e diyirsen ki; özünüzden ayrılmışsınız. Bir Batılı gibisiniz... Men nasıl anlamirem ki?..."...
Komutan yeni gelen erin parmak kaldırdığını görünce pek şaşırmıştı! Dadaş; "Allah Allah, fe sübhanallah!" deyip komutanın...
“Erzurum’un bir dağ köyünde hayat mücadelesi veren Abdullah Dadaş, köyünde mektep olmadığından okuma yazma öğrenememiş..."...