|
Ragıp KaradayıTürkiye |
Beyazıd Paşa’nın evdeki telâşı, gelen müjdeli haberdendi. Bunun ne olduğunu, Gülşah da, anası Hüsnâ Hanım da bilmiyordu. Hüsnâ ana,...
Hüsnâ Hanım: "Bu Kâbus denilen adam hem korkuyor, hem de kötülük yapmaktan geri durmuyor efendi. Ne biçim adammış?" Beyazıd...
Ellerini beyaz, yaldızlı kuşağına sokmuş Matlube Hanım, kapı eşiğine kadar geldi. Sevgiyle içeri baktı. Yeni bir sayfayı okudu Süleyman...
Ah! Ah! Zavallı babam! Kendini bir şey sanan, ilah yerine koyan acınacak insan! Adam olmayan adamları... Uyuşuk şövalyeler. - Benim üzüntüm...
Kâbus bile tek başına odasına çıkmak zorunda kalmış, etrafında ne Maria’yı, ne de sadık şövalyelerini görebilmişti. Manzarayı...
“Mert, sözünün eri bir kızmışsın be Maria. Yâ İlahi, yâ Rabbi! Bu kulunu razı olduklarından eyle… Sevdiklerinin hürmetine...
Emîr Sultan hazretlerinin; “Mürşidi olmayanın mürşidi, şeytan olur!..” cümlesi, ılık bir meltem gibi içini ısıtarak yankılandı...
Bu sabah erkenden kalktı... Zaten uyuyup uyumadığı da tam belli değildi. İçi kıpır kıpırdı... Aralığından belli belirsiz bir ışık...
Maria “Osmanlı demek sözünde durmak, emin olmak, doğru, dürüst yaşamak, yakınlarını da yaşatmak aklıma geliyor” diye içinden...
Geç vakitler olmasına rağmen uyuyamadı Maria. Kalktı, dolaştı. Yüzüp, sonuna getirdiği işi, heyecanından dolayı berbat etmek istemiyordu....
Kâbus, işin sonuna gelmenin keyfiyle her şeyle alâkadar oluyor, emirler yağdırıyordu. Kartal yuvası gibi odasından avazı çıktığı kadar...
"Şu anda yüzlerce beyit dilimin ucundan, kâğıtlara dökülmeyi bekliyor Sultan’ım. Heyecanlanıyorum elimde olmadan." - Ben...
“Sıkıntılar, felaketler, ölümler insanda derin bir yara gibi kalıcı izler bırakıyor, kolay kolay iyileşmiyor. İyileşse de mutlaka izi...
Erkara: "Tek ümidim Yüce Rabbim. Kullarından bile Doğan Bey gibi affediciler olduğuna göre, merhametliler merhametlisi Allahü teâlânın...
“Dava, insanı öldürmek değil, insanı kurtarmaktır, Doğan evladım... Yaşat ki yaşayasın!” Mübarek hocası Emîr Sultan hazretlerinin...
Her şey olurdu da işte bu olmazdı. Ne edip, ne etmiş, nasıl kaçabilmişti bu Doğan Bey denilen iki canlı adam? Gözlerine inanamıyordu....
Dudaklarında hasret türküsü, elinde şişe dizdiği yaban keçisini, yanan ateşte çeviren Atmaca Nuri, gözlerinden dökülen yaşlara mâni...
Erkara’nın altın verdiği kadın, yalnız Gülşah’ın duyabileceği şekilde yanındakine bir şeyler fısıldadı: "Derler ki, Doğan Bey...
"Peygamber Efendimizin güzelliğini, büyüklüğünü yazmalıyım efendim. Diğer peygamberlerden olan üstünlüğünü anlatmayalım bu...
Tatlı hayallerinden, odada dolaşan bir arı vızıltısıyla uyandı Matlube Hanım. Göz ucuyla uçan hayvanı takip ederek, gayet üzgün hâlde...
"Ne siz eski Çelebi’m, ne de biz eski Matlube sultanınız! Üzerimize öyle bir leke sürüldü ki neyle yıkasak bir türlü...
İkisinin de dizleri titriyordu. Heyecandan ter basmıştı. Ömürlerinde çok şeyler görmüşlerdi, fakat böylesiyle ilk defa...
Zindancıbaşı, mühim bir emri yerine getirir gibi hürmetle ileri fırladı. Zindancıbaşı keyifle anlatıyordu Maria’ya: - Muhterem...
Yıldırım Han: "Söyle Evrenos’um nerede hata yaptık?.. Emîr’im hele bir desene. Bu ne acayip bir musibettir ki, halas olamadık?"...
Haber yeni gelmişti. Henüz şehirde herkes duymamış olabilirdi. Perihan ve Dilara donup kaldılar. Ne diyeceklerini, ne yapacaklarını...
Gülşah’ın, Doğan’ın düşmanın elinden kurtulacağına inancı tamdı. Utanmasaydı, büyükleri müsaade etseydi, erkek kılığına girer,...
Şövalye Kâbus, adamı Kripto’yu muvaffakıyetinden dolayı önce mükâfatlandırdı. Sonra da kendini gölgede bırakacağını düşünerek...
Hasan Bey ve kaçıracakları adamlar, ani bir baskınla hiçbir şey yapamadan yakalanıp Boğa zindana, diğerleri de odalarına götürülmüştü....
Çekirge Ali, etrafında cereyan eden tabii oluşumdan habersiz atını mahmuzladı durdu. Çok kısa zamanda Bursa istikametine götürecek yolu...
"Bana, Erkara derler! Benim sözüm sözdür! Bu dünya, Doğan Bey’e dar olacak demiştim! Eh, bu arada tabii Gülşah da bana yâr...
Kâbus ve kızı Maria; "içimizdeki bu casusun öldürülmemesi istikbalimiz için daha menfaatimize olur” diye düşünmüş ve alelacele...
Erkara, Kâbus’un alaylı kahkahasıyla şaşkına dönmüştü. Kulaklarını tırmalarcasına bir çığlık gibi üzerine düşen bu...
Çekirge sanki bir şeyler olacakmış gibi Doğan Bey’in konuşmasından duygulanmış, ağlamamak için dudaklarını ısırmıştı. Hayâ...
Şakalaştığını sanan Kripto, ayaklarının bırakılmamasından dolayı oldukça su yuttu. Can havliyle debelendi. Ne yaptıysa da kurtulamadı....