menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devrimci Yol’un Devrimci Metal-İş Sendikası

21 0
monday

www.yildirimkoc.com.tr

12 Eylül 1980 darbesi öncesinde sosyalist hareket içinde en geniş kitle desteğine sahip örgütlenme olan Devrimci Yol Hareketi’nin sendikal alanda en başarılı çalışmalarından biri Devrimci Metal-İş Sendikası’dır. Devrimci Metal-İş Sendikası, mahalle çalışmasıyla sendikal mücadeleyi bütünleştirerek, Maden-İş’in örgütlü olduğu işyerlerinde bile yetki alabilmiş bir örgütlenmeydi. Bu sendikanın başarılarında Kamer Teyhani ve Sedat Şeyhoğlu’nun katkıları büyüktü. Ancak, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında faaliyeti durdurulan ve Devrimci Yol Hareketi’nin yaşadığı büyük yenilgi sonrasında yeniden faaliyete geçemeyen bu örgüt hakkında belgelerin büyük bölümüne erişebilmek olanaklı değildir. Bu nedenle, bu yazıda mümkün olduğunca belge aktarılmaktadır. (Bu konuda ciddi bir çalışma için bkz. Onur Can Taştan, “Devrimci Yol ve Metal Sektöründe Devrimci Sendikal Mücadele”, Yalçın Bürkev, Çetin Uygur Kitabı, notabene Yay.,İstanbul,2024;387-412)

1970-1971 yıllarındaki THKP/C hareketinin 12 Mart 1971 darbesinin sona ermesinden sonra mirasçılarından bir grup, üniversite gençliği arasında örgütlenmiş ve daha sonra Emperyalizme ve Oligarşiye Karşı Devrimci Gençlik Dergisi’ni çıkarmıştı. Bu grup, 1977 yılı başlarında bir Bildirge hazırladı ve Nisan ayında yayımladı. 58 sayfalık bu bildiride sendikalara ilişkin bir program yer almıyordu. Sendikalara ilişkin tek değerlendirme aşağıdaki gibiydi:

“Bugün revizyonizm özellikle işçi sendikalarında yukardan aşağı bir etkinlik sağlamıştır. İşçi kitleleri üzerinde burjuva reformist düşüncelerin henüz etkinliğini sürdürmekte olmasının bu durumda önemli bir rolü vardır. Bunun yanında Devrimci Hareketin örgütsüz ve dağınık olması, bağımsız ve güçlü bir proleter siyasi hareketin bulunmaması revizyonizmin ve reformizmin etkinliğinin artmasında en önemli rolü oynamaktadır.” (Devrimci Yol, Bildirge, Ankara, Nisan 1977;27)

Bunun bir nedeni, THKP/C hareketinde, Mahir Çayan ekibinden ayrılan Bingöl Erdumlu ve arkadaşlarının çalışmaları dışında, sendikal çalışma yapılmıyor olmasıydı. Mahir Çayan’ın özellikle Kesintisiz II-III kitapçığındaki anlayışta sendikal çalışmanın yeri yoktu. (Bu konuda bkz. Can Şafak, Altıncı Süit Bingöl Erdumlu Kitabı, Ekin Kitap, İstanbul, 2023; Can Şafak, Necmettin, Bir Devrimcinin Hatırası, Ayrıntı Yay., İstanbul, 2019; İlbay Kahraman, Cepheden Anılar, Orhan Savaşçı’nın THKP-C Anıları, Ayrıntı Yay., İstanbul, 2015; Emin Karaca, İşçi Sınıfı 12 Mart Faşizminde N’olmuştu Sana? THKP-C İşçi Kesimi Davası, Emin Karaca Kitaplığı, İstanbul, 2019)

1 Mayıs 1977 tarihinde ilk sayısı yayımlanan Devrimci Yol’da sendikalara ilişkin haberler yer aldı. Derginin 1. sayısında, yazı kurulu üyesi Yıldırım Koç tarafından yazılan “Kitle Eğitiminde Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar” başlıklı yazıda, öncelikli olarak işçiler arasındaki çalışmaya ilişkin bazı değerlendirmeler yer alıyordu. Dergide haberlere ek olarak, sendikacılığa ilişkin ilk ve uzun süre tek kapsamlı değerlendirme, Yıldırım Koç tarafından yazılan ve 15 Temmuz 1977 tarihli 6. sayıda yayımlanan “Sendikalarda Çalışma ve Devrimci Sendikacılık” yazısıydı (s.6-7).

Ancak gelişen koşullar, Devrimci Yol Hareketi’ni gençlik ve mahalle çalışmasından sendikalara yöneltti.

Devrimci Gençlik Hareketi içinde yer alıp, bir süre sonra işyerlerinde çalışmaya başlayan bazı kadrolar sendikacılıkla ilgilenmeye başladı. Daha da önemlisi, özellikle 1977 yılından itibaren, ABD’nin Türkiye’de uyguladığı strateji uyarınca bazı mahallelere silahlı saldırılar düzenleyen ülkücülere karşı mahalle halkını silahlarıyla koruyan Devrimci Yol militanları, mahalledeki ilişkilerinden işyerlerinde etkili olmaya başladı. Devrimci Metal-İş Sendikası’nın ortaya çıkışı ve etkinliğini artırması, özellikle mahallelerde ülkücülerin silahlı saldırılarına karşı mahalleliyi koruyan Devrimci Yol militanlarının mahalleden sendikal alana sıçramasıyla gerçekleşti. Devrimci Yol Hareketi’nin sendikal alandaki çalışmaları, başka ülkelerdekinden ve özellikle eski TKP’nin çalışma biçiminden çok farklı, kendine özgü, yaratıcı, somut şartların getirdiği olanakların değerlendirilmesiyle gelişti. Yoksa, Devrimci Yol Hareketi’nin mirasçısı olduğunu ileri sürdüğü THKP/C hareketinde ve Devrimci Yol Dergisi’nin ilk yayıma başladığı dönemde böyle bir strateji söz konusu değildi.

Devrimci Metal-İş’in Oluşumu

28 Mayıs 1976 tarihinde kurulan ve daha sonra Devrimci Metal-İş’e dönüştürülen Tam Metal-İş Sendikası’nın kurucuları şu kişilerdi: Fahri Yalınız (Yozgat, 1947), Mustafa Saraçoğlu (Yozgat, 1943), Faik Kılıç (Yozgat, 1943), Hacı Demirkazık (Yozgat, 1951), İhsan Kaya (Yozgat, 1942), Recep Aslan (Yozgat (1957), Ömer Türkbey (Yozgat, 1944), Enver Gökdağ (Yozgat, 1949).

Devrimci Yol Dergisi’nin 1 Ağustos 1977 tarihli sayısında, Tam Metal-İş Sendikası’nın Devrimci Metal-İş Sendikası’na dönüşmesi şu şekilde anlatılıyordu:

“Tam Metal-İş, Patron Uşağı İşçi Satıcısı Yöneticilerinden Temizlendi; Sendikanın adı Devrimci Metal-İş Olarak Değiştirildi.

“Polis sendikacılığına karşı verilen mücadelede bir adım daha atıldı. Kimsan-İş örneğinde görüldüğü gibi, patron ve polis işbirlikçilerinin yönetimde bulunduğu ‘Tam Metal-İş’ sendikası, geçtiğimiz hafta içinde yapılan kongrede, işçi delegelerinin tümünün oylarıyla devrimcilerin eline geçti. Ve ‘Tam Metal-İş’ adı da ‘Devrimci Metal-İş’ olarak değiştirildi.

“İşçi sınıfı hareketini pasifize edebilmek için bir yığın örgüt vardır. Sarı sendikaların yanında, revizyonist-reformist sendikalar da bu konuda işçileri aldatmaktan geri durmuyorlar. Ayrıca, eskiden beri uygulanan bayatlamış bir yöntem de uygulanmaktan geri kalmıyor: ‘İşçileri, patronlara satan polis sendikaları’ ekonomik-demokratik mücadelenin devrimci bir sendikacılık anlayışıyla verilebilmesi ve politik mücadeleye tabi tutulabilmesi için, sarı ve reformist sendika yönetimlerine karşı amansız mücadelenin yanında, polis sendikacılığına karşı mücadele vermenin gerekliliği de ortadadır. Çünkü devrimciler, işçileri polis sendikacılarının ellerine terk etmezler. İşte Kimsan-İş pratiğinin yanında, Tam Metal-İş pratiği de bu mücadelenin önemini ortaya koymaktadır.

“Metal İşkolu, çarpık kapitalizmin belkemiğidir. Bundan dolayı oligarşi bu işkolundaki örgütlenmelere önem vermektedir. Sarı ve reformist-revizyonist sendikalaşma denetiminin yanında, özellikle küçük işyerlerini kapsayan ‘korsan’ 40’a yakın sendika vardır.

“Tam Metal-İş bundan bir yıl önce sendika çalışmalarında ‘uzman’ (üçkağıtçı) bir kişinin öncülüğünde kurulmuştur. Fahri Yalınız. Bu şahıs, işçileri patronlara satma anlayışının somutlaşmış şeklidir. Daha önceleri sarı sendika Metal-İş’te çalışan ve parsa anlaşmazlığından atılan Fahri Yalınız, şansını Teknik-İş’te de denemiş, aynı olay başına gelince ‘bağımsız’ çalışmaya başlamıştır. Kendisi gibi aynı yolun yolcusu birkaç kişi bir araya gelip ‘Tam Metal-İş’i kurmuşlardır. Daha fazla işçi satabilmek için kendisine ‘bağımsız’ ve ‘solcu’ maskesini takmayı daha unutmamıştır. Bu şekilde küçük çapta 10 işyerinde ‘örgütlenen’ (patronla işbirliği sağlanan) ‘sendika’, bunlardan 6’sındaki işçileri patrona satmayı başarmıştır. Artık bu anlayış işçileri kavrıyor ve patron uşağı sendikaların gerçek yüzünü görebiliyorlar. Tam Metal-İş’te de bu bilinçle hareket eden işçiler devrimcilerin rehberliğinde bu patron-polis oyununu bozmuşlardır. Toplu sözleşme hakkını kazandıkları işyerinde gerçek devrimci sendikacılık anlayışını göstereceklerdir.

“Her şeyden önce, devrimci sendikacılık anlayışımızda temel ilke şudur: İşçileri faşizme teslim etmemek, polis sendikacılığının çemberini kırmak. Bu prensiple hareket eden devrimciler, işçilerle yakın temaslar kurmuşlar ve sendikanın gerçek kişiliğini ve devrimci sendikacılık anlayışını ortaya koymuşlardır. Bütün işyerlerinde kurulan temaslardan, kukla sendika yönetiminin ancak kongrede kaybettikten sonra haberi oldu. Çünkü işçi satıcısı yöneticilerin, işçilerle ne alışverişi olabilir ki? Onların işi, işçilerin artı-değerlerine el koyan, amansızca sömüren patronlardır. Böylelikle devrimci bir disiplinle işçilerin tümünü örgütleyerek yapılan çalışma sendikanın ele geçirilmesiyle sonuçlandı. Bu pratik, devrimci sendika anlayışı ilkelerinin hayata geçirilmesinin ispatıdır. Politik mücadeleye tabi olan ekonomik-demokratik mücadele anlayışının başarısıdır. Şimdi sendika üyesi ‘Metoat’, ‘Güray’, ‘Rapidus’, ‘Gürçelik’ işçileri, işçi sınıfının oligarşiye karşı uzlaşmaz mücadelesini daha iyi kavrıyorlar.

“İşçilerin gelişen mücadelesinin bir zorunluluğu olarak kurulan ‘polis’ sendikacılığının devrimcilerin mücadelesiyle yenilgiye uğratılması, işçi sınıfı hareketini güçlendirecektir. İşçiler bu mücadele içinde, gerçek devrimci sendikaları göreceklerdir.

“YAŞASIN METAL İŞKOLUNDAKİ İŞÇİLERİN DEVRİMCİ MÜCADELESİ

“DEVRİMCİ İŞÇİLERİ SENDİKA YÖNETİMİNE GETİRMEK İÇİN İLERİ

“DEVRİMCİ SENDİKACILIK ANLAYIŞIMIZI HAYATIN BÜTÜN ALANLARINDA UYGULAYALIM

“KAHROLSUN SENDİKA AĞALARI

“KAHROLSUN POLİS SENDİKACILIĞI” (Devrimci Yol Dergisi, Sayı 7, 1 Ağustos 1977, sayfa 5)

Devrimci Metal-İş’in Tüzüğü

Tam Metal-İş’in Devrimci Metal-İş’e dönüştürüldüğü genel kurulda yeni bir tüzük kabul edildi. Bu tüzükte önce aşağıda verilen “Önsöz” yer alıyordu:

“Biz devrimci metal sendikasında örgütlenmiş bulunan işçiler tek güvencemiz olan emeği toplumun en yüce değeri olarak kabul ediyoruz. Bunun içindir ki çalışma yaşamını çalışanların yararına ve çıkarları doğrultusunda yeniden düzenlemeyi, emek sömürüsüne kesinlikle son vermeyi kaçınılmaz bir sorumluluk kabul ediyoruz; iş kolumuzda çalışan kadın ve erkeklerin din, dil, ırk ve inanç bakımından hiçbir ayrım gözetmeksizin uygarca yaşayacak ücret ve çalışma şartlarına kavuşturulmaları için çaba göstermeyi görev biliyoruz

“Ülkemizin ve ulusumuzun çağdaş uygarlık seviyesine ulaşması için tek geçerli yolun, işçilerin ve tüm çalışanların öz çıkarlarının eksiksiz sağlanması, ülke yönetiminde en etkin biçimde söz ve karar sahibi bulunmaları olduğuna içtenlikle inanıyoruz. Bu inanç tamlığı içinde davranan sendikamız iş kolumuzdaki işçilerin mesleklerini, bilinçlerini, yaşam düzeylerini geliştirici olanakların sağlanmasını öngörür, bu yolda gerekli çabaları harcar, temel insan hak ve özgürlükleri ile ilgili ilkelerin varolması için demokratik mücadele yollarının açık tutulmasına çalışır

“Çalışanların ve emeğin öz çıkarlarını savunanların ülkemizin ve ulusumuzun çıkarlarının ta kendisi olduğundan hareket eden sendikamız gerçek toplumsal devlet tüm gerçeklerinin yerine getirilmesi çabalarından geri kalmayacak, ana tüzük hükümleri içinde ve yasalara uygun olarak işçilerin çıkarlarını korur.”

Tüzükte, örgütün adı şu şekildeydi: “Metal Çelik Makina Metalden Mamul Eşya ve Oto Sanayi İşçileri Sendikası. Kısaltılmış adı Devrimci Metal İşçileri Sendikası, Devrimci Metal İş’tir.”

Sendikanın amacı maddesi şu şekilde düzenlenmişti:

“Madde 3. Sendikanın amacı

“Ekonomik demokratik haklardan doğan

“(1) ücret alma hakkı,

“(2) toplu iş sözleşmesi ve grev hakkı,

“(3) iş garantisi, can güvenliği, sağlığı koruma, çalışma ve dinlenme hakkı,

“(4) sendika seçme ve örgütlenme hakkı,

“(5) çalışma ortamını düzenleme hakkı,

“a) devrimci sendikal ilkelerle, insan haklarına bağlı olarak işçi sınıfı ve tüm insanların özgürlük ve insanca yaşama koşullarına ulaşması, kavuşması, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda gelişmesi, sosyal güvenliğe kavuşması, sömürü ve soygunun ortadan kalkması için çalışmak, işçi sınıfı ve tüm insanlığın kurtuluşu için ekonomik mücadelenin yeterli olmadığını ve siyasi mücadelenin gereğine inanmak.

“b) din, ırk, mezhep, inanç, siyasi kanaat farkı gözetmeden kendi iş kolunda çalışan tüm işçileri örgütlemek, genel işçi çıkarları çerçevesinde bütünleşmelerine çaba harcamak.

“c) genel işçi çıkarlarını savunan ve koruyan her türlü demokratik örgütlerle dayanışma sağlamak, işbirliği yapmak.

“d) kendi üyelerinden başka Türkiye ve dünya işçi sınıfı örgütlerinin, sendikanın amaçları doğrultusunda yapacakları mücadelelerini desteklemek ve dayanışmak.

“e) işçi sınıfının ekonomik-demokratik mücadelesinin, büyüyen ve tekelleşen sermaye grupları karşısında başarıya ulaşabilmesi için işçilerin günlük sorunlarına çözümünde bile söz ve karar sahibi olduğu güçlü devrimci sendikalarda toplanmasının zorunlu olduğuna inanmak ve bu uğurda mücadele etmek sendikamız DEVRİMCİ METAL-İŞ’in başlıca amaçlarındandır.”

Devrimci Metal-İş’in tüzüğünde, işyerlerinde işçi konseylerinin kurulması ve çalıştırılması öngörülüyordu:

“Madde 31. İşyeri İşçi Konseyleri

“Sendikaya üye işçilerin yönetimde daha çok söz ve karar sahibi olabilmeleri için 50 işçiden fazla 500 işçiden az işçi çalışan iş yerlerinde her 10 işçi için 1, 500’den fazla işçi sayısı için her 20 işçi için 1 işyeri işçi konseyi üyesi seçilir. İşyerlerinde gizli oy açık sayımla seçilerek meydana gelecek konseyde en fazla oyu alan konsey sözcüsü olur. İl işçi konseyi ise o ile bağlı işyeri işçi konseyi üyelerinin tümünden oluşur.

“a) Sendikanın genel politikasına ilişkin istek, eğilim ve eleştirileri sözcüleri ve temsilcileri kanalıyla üst organları iletmek ve bu konulara ilişkin kararların uygulanmasına yardımcı olmak,

“b) Toplu iş sözleşmesi ön çalışmalarında ve hazırlık görüşmelerinde işçilerin görüşlerini oluşturmak,

“c) İşyerinde sendika genel politikasını, eğitim çalışmalarını ilgilendiren konular ile üyelerin sorun ve dilekleri hakkında konsey sözcüleri kanalıyla rapor sunmak.” (Devrimci Metal İşçileri Sendikası Ana Tüzüğü, 1977, daktilo metin, 17 s.)

Devrimci Metal-İş’in Çalışma Tarzı

Devrimci Metal-İş Sendikası’nın Devrimci Yolcu en önemli iki kadrosu Kamer Teyhani ve Sedat Şeyhoğlu idi. Sedat Şeyhoğlu, Devrimci Metal-İş’teki çalışmaları şu şekilde anlatıyordu:

“Bir yandan Yeraltı Maden-İş, diğer yandan Devrimci Metal-İş, Devrimci Kimya-İş, DİSK’teki Devrimci Sağlık-İş, İlbank-İş, her geçen gün arttı. Bu sendikal alandaki ilişkiydi, ama sınıf içerisindeki çalışma daha başka bir boyuttaydı. Örneğin, İstanbul’da, İstinye’de Kavel’de sendikal örgütlülüğümüz sağlandı Devrimci Metal-İş’e dair ama işçiler içerisinde ve mahallede yürütülen çalışma nedeniyle beş altı fabrikada en etkin politik güç olduk. Ama sendikal örgütlülüğü, DİSK’te, Türk-İş’te vesaire (…) Bizim örgütlenmemiz değil sadece, onun içerisinde Kavel’i anamayız. Kavel sınıf açısından da, hareketimiz açısından da çok önemli. Ama Kavel’den hemen çıkınca Beldesan, Bebimod, Türkay ve İstinye Tersanesi var. Bunlar da mahalle çalışmasındaki etkinliğimiz nedeniyle fabrikalardaki ve komitelerdeki örgütlenmemizin sonucu. (Şehriban Teyhani, Ateşi Çalan Yolcular 1, Ayrıntı Yay., İstanbul, 2020;44)

“Ben sadece İstinye dediğim küçücük yerden söz ediyorum. Orada saydığım bu fabrikalar, yani Kavel’de Devrimci Metal-İş örgütlendi; çünkü çok iyi bir mahalle çalışması vardı. Dev-Yol mahallelerde etkin olunca işte, kapısını çaldığın, yemeğini yediğin ve mücadelenin parçası haline gelmiş işçi, vardiyası geldiğinde gidiyor Kavel’e, Beldesan’a, Bebimod’a, Türkay Kibrit’e veya İstinye Tersanesi’ne. Dolayısıyla kurulu bağ mahalleyle sınırlı değil. Aynı zamanda fabrikada da arkadaşlar komiteleşiyordu. Sınıf içinde çalışma denince, bunu sendikal çalışmayla sınırlandırmak doğru olmaz. Çünkü birçok yerde işçilerle bağ var. Ama diyelim ki DİSK’e bağlı Maden-İş’in üyesi veya Türk-İşe bağlı herhangi bir sendikanın üyesi olarak kalıyor ama orada işyeri komiteleri var ve o mahallede yürüyen faaliyetin parçası haline gelmiş işçiler var. Dev-Yol bunu görüyordu ama sonuçta kendisi kendini yaratmaya çalışıyor, oradan bir politik organizasyon, yani sınıfın politik temsilcisi olacak bir şey yaratmaya çalışıyordu. O kendi adımlarını atarken, dört yıllık bir hareket bu sonuçta, bana sorarsan, Yeraltı Maden-İş çalışması hariç, Dev-Yol’un o alana ilişkin daha başka şeyler, daha nitelikli şeyler yapmalıyız dediği bir buçuk yıllık bir şeydir. (Teyhani,2020;44-45)

“Esas olarak, Kavel’i örgütlediğinde örneğin, Kavel’deki temsilciler ve işyeri konseyi çalışmayı yürütecek. Hareketimizin genç oluşu, partileşme sürecinin tamamlanamaması, doğal olarak işçi kesimindeki mücadelede de benzer bir sürecin, daha doğrusu yaşanan sürecin izdüşümü denebilir. Kavel’de bir işyeri komitemiz var. İşyeri komitesi, sınıf ve sendikal anlamdaki mücadelede bizle koordineli çalışıyor. Ama aynı zamanda İstinye’deki Dev-Yol çalışmasının da bir parçası şeklinde.

“Diğer işyerlerimizde de aynı şekilde şekillendi. AEG-ETİ örgütlenmesini sağlamışız, Gebze’de faaliyet yürüten Dev-Yolcu arkadaşlarla çalışmalarıyla o mahallede oturan AEG işçileri koordineli çalışıyor veya Sivas’ta Demir-Çelik Fabrikası’nı örgütlemiştik. Orada da aynı şekilde. Bu yeterli bir olgunluğa ulaşsa zaten aynı zamanda partileşme sürecinde de belli bir olgunluğa gelinirdi. (Teyhani,2020;77)

“Biliyorsun Kamer Ağabey’le Asil Çelik’e geçtik, Gemlik Orhangazi arasında çok büyük bir fabrikaydı. Çalıştırdığı işçi sayısı açısından, hala büyüktür. Koç’un fabrikasıydı, orada birçok toplantı yaptık ve olumlu şeyler elde ettik. Bunların harekete şöyle faydası oluyordu: İşçilerin çoğu eğer kentteyse seni mahalleye taşıyordu veya ciddi bir mahalle çalışması seni fabrikalara taşıyordu. Eğer önce fabrikada örgütlemişsen o seni birçok mahalledeki devrimci faaliyetin örgütlenmesine taşıyordu. Eğer Trakya, Sivas, Gemlik-Orhangazi hattındaki gibi kırsal alandaysa, köylere taşıyordu. (Teyhani,2020;106-107)

Devrimci Metal-İş’in genel başkanlığını yapan İsmet Yılmaz da şunları anlatıyordu:

“Sendikanın mazisi beş yıl idi. Biz bu sendikayı Kamer ve birkaç arkadaşımızla beraber -Ahmet Mamak, Musa Karataş, Sedat Şeyhoğlu- kurduk. Öncesinde sendika “sarı sendika” tabiriyle birilerinin elindeydi. Yani işçiyi sadece para görerek hareket ediyorlardı, kendi çıkarlarını düşünerek. O sendikanın içinde ben örgütlemede çalışıyordum. Örgütleme Sekreteriydim. Ondan sonra biz o sendikanın içerisinde çalıştık, sendikayı aldık. Daha sonra ben sendikanın Genel Başkanı oldum. 5 yıl boyunca sendikanın genel başkanlığını yaptım. Hatta son senelerde ben aday olmak istemiyordum ama işçilerin zoruyla oldum tekrardan. (Teyhani,2020;143)

“Belki sendikada maaşım hiç bana kısmet olmamıştır. Ben hiç maaş alıp yemedim. Kamer de yememiştir. Yani biz yöneticiler, aldığımız paraları fazlasıyla işçilere dağıtıyorduk. Diyeceksin ki ‘siz nasıl geçiniyordunuz?’ Benim bir elektronik dükkanım vardı Bayrampaşa’da, akşamları gelip orada çalışırdım, geçimimi sağlıyordum. Ama cebimde para olduğunda da arkadaşlarımla gizli gizli paylaşırdım. Bir dükkanımız vardı bizim, belki siz bilmezsiniz, züccaciye dükkanımız vardı.” (Teyhani,2020;151)

İsmet Yılmaz, “Yani işyeri disiplinini sağlıyordunuz değil mi? İşçinin disiplinli bir çalışmayla üretmesini sağlıyordunuz” sorusuna şöyle yanıt veriyordu:

“Sağlıyorduk. Şimdi şöyle bir örnek vereyim; Nevtron Anonim Şirketi diye bir yer vardı. Biz oraya yeni girdiğimizde işyeri tamamen başkaydı. Yani gerek idareciler gerekse işçiler bakımından korkunç derecede disiplinsiz ve laçka bir işyeriydi. Biz oraya girdikten sonra disiplini oturttuk. İşçiler haklarını aldı. Üretim iki üç katına çıktı. Ve işveren de bizim sayemizde huzur buldu. Yani sadece bir işveren düşmanlığı yoktu.” (Teyhani,2020;144)

Devrimci Yol’un üst düzey kadrolarından Halil İbrahim Arı, Devrimci Metal-İş’i şöyle anlatıyordu:

“Bursa’da biz Devrimci Metal-İş’i örgütlemeye çalıştık. Birkaç fabrikada DİSK’e bağlı Maden-İş’in işyeri temsilcileri bizim arkadaşlardı. Bu durum mahallelerdeki çalışmalarda elde ettiğimiz gelişmenin bir sonucuydu. Ve biz birkaç fabrikada gizliden gizliye ciddi bir örgütlenme yaptık. Ve çoğunluğu sağlamaya başladığımızda Maden-İş’in TKP’li yöneticilerinin jandarmayla işbirliği halinde bizim arkadaşlara saldırdığını gördük.”

“Bu arada Kamer Teyhani ve Sedat Şeyhoğlu Devrimci Metal-İş Sendikası’nda çalışıyorlardı.” (Tarihle Söyleşiler 2, Özgür Açılım Yay., Ankara, 2015;67)

Devrimci Metal-İş’e Katılan Sendika

Çalışma Bakanlığı arşivindeki dosyaya göre, Nevtron işyerinde eskiden beri örgütlü olan Nevtron-İş Sendikası, 8 Nisan 1979 tarihinde yaptığı olağanüstü genel kurulda kendisini feshederek Devrimci Metal-İş’e katıldı. 1978 yılında Nevtron-İş’in üye sayısı 185’ti. (Türkiye Sendikacılık Tarihi, C.II, İstanbul, 1998;440)

Aydınlık Gazetesi bu olayı şöyle veriyordu:

“Nevtron-İş Sendikası Genel Kurulda Kendini Feshetti.

“186 üyeden 158’inin katıldığı Genel Kurulda, Devrimci Metal-İş’e katılma kararı alındı.

“Devrimci Metal-İş, Dev-Yol’cuların yönetiminde bir sendika olarak biliniyor.

“Bağımsız Nevtron-İş Sendikasının önceki gün Bayrampaşa Buket Düğün Salonunda yapılan genel kurulunda, Dev-Yol’cuların yönetimindeki Devrimci Metal-İş Sendikası’na katılma kararı alındı.

“185 üyeden 158’inin........

© Veryansın TV