Kıbrıs’ın hüzünlü öyküsü
Osmanlı Devleti, Kıbrıs’ı 1571’de Venedik’ten aldı.
1 Temmuz 1878’de II. Abdülhamit, devletler hukukunda benzeri görülmemiş bir antlaşmayla Kıbrıs’ı İngiltere’ye “emaneten” bıraktı.
Ancak o emanet, bir daha geri dönmedi.
Osmanlı Devleti, tarihinde ilk kez savaşmadan toprak kaybediyordu.
Adadaki binlerce Türk göç etmek zorunda kaldı; yerlerine Rumlar yerleştirildi.
Gel zaman, git zaman...
16 Ağustos 1960’ta, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünde Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.
Ancak, ortaklık devleti uzun ömürlü olmadı.
15 Temmuz 1974’te Yunan cuntası, Enosis’i, yani Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamayı amaçlayan darbe yaptı.
Türkiye, Garanti Antlaşması’ndan doğan hakkını kullanarak, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başlattı.
Ve adanın yaklaşık 7’si Türk kontrolüne geçti.
ABD, hem haşhaş ekimi yasağını kaldırdığı hem de Barış Harekâtı’nı gerçekleştirdiği için, Türkiye’ye 5 Şubat 1975’te silah ambargosu uyguladı.
“Eski Türkiye”nin sert cevabı gecikmedi.
13 Şubat 1975’te, Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu.
15 Kasım 1983’te, kahraman Rauf Denktaş liderliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi.
2002’de Türkiye’de siyasi iktidar değişti.
Ve Kıbrıs politikasında daha esnek bir dönem başladı.
Bu süreçte, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş büyük ölçüde dışlandı.
Türkiye ve KKTC’nin kazanımlarını önemli derecede aşındıracak bir plan ortaya çıktı.
İki kesimli, iki toplumlu federasyon modelini öngören “Annan Planı”, 24 Nisan 2004’te halk oyuna sunuldu.
Kıbrıs Türkü, aleyhlerine olan çözüme “evet” oyu verirken; Rumlar “hayır” dedi.
İyi ki “hayır” dedi...
Buna rağmen GKRY, bir hafta sonra 1 Mayıs 2004’te AB’ye tam üye yapıldı.
2017’de, İsviçre’de Crans-Montana Zirvesi düzenlendi.
Türkiye’nin,........
