menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ekonomik İstikrar Kimin İçin? OVP, Kentler ve Belediyelerin Yeni Sınavı

5 0
13.10.2026

Ekonomik İstikrar Kimin İçin? OVP, Kentler ve Belediyelerin Yeni Sınavı

Ekonomik İstikrar Kimin İçin? OVP, Kentler ve Belediyelerin Yeni Sınavı

Bir yanda ağırlaşan geçim baskısı, diğer yanda yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon tasfiyeleri… Yeni Orta Vadeli Program (OVP), tek haneli enflasyon hedefini iki yıl ileri taşırken ekonomik istikrarı yalnız makro göstergelerle ölçmenin sınırları da daha görünür hale geliyor.

Geçtiğimiz günlerde Ankara’da, emeklilerin seyyanen zam talebiyle yaptığı eylem sırasında emekli polis Ali Şekeroğlu yaşamına son verdi. Bu trajedinin, emeklilerin geçim sorunlarını görünür kılmak için toplandıkları bir eylemin ortasında yaşanmış olması, içinde bulunduğumuz ekonomik sıkışmanın toplumsal ağırlığını gözler önüne seriyor. Neredeyse aynı günlerde ekonominin bambaşka bir katmanında başka bir sarsıntı yaşandı. Sermaye Piyasası Kurulu, yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini ve bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunduğunu açıkladı. Fonların yaşadığı likidite sıkışması ve Borsa İstanbul’daki sert satışlar, ekonomik istikrarın yalnız fiyatlar genel düzeyinden değil, finansal sistemin güvenilirliğinden de ibaret olduğunu yeniden hatırlattı.

İlk bakışta bu iki olay arasında doğrudan bir ilişki yok. Bir tarafta geçim sıkıntısı altında yaşayan yurttaşların gündelik hayatı, diğer tarafta sermaye piyasalarının karmaşık mekanizmaları içinde yaşanan dev spekülasyon dalgası var. Fakat ikisi aynı soruya çıkıyor: Ekonomik istikrar dediğimiz şey kimin için, nerede ve hangi kurumlar üzerinden ölçülüyor?

Tam da bu sırada yeni Orta Vadeli Programı tartışıyoruz. Program bize büyüme, enflasyon, bütçe dengesi, tasarruf, yatırım ve finansal istikrar hedeflerini anlatıyor. Fakat son günlerde yaşadıklarımız, ekonomik istikrarın yalnızca makro göstergelerden ibaret olmadığını gösteriyor. İstikrar aynı zamanda hanelerin hayatlarını sürdürebilme kapasitesi, piyasaların güvenilirliği ve kamusal kurumların artan toplumsal ihtiyaçlara cevap verebilme gücüdür. Bu nedenle OVP’yi kentlerden ve yerel yönetimlerden okumak, bugün her zamankinden daha anlamlı olabilir.

Enflasyon Hedefi Değiştiğinde Kentte Ne Değişir?

Eylül 2025’te yayımlanan 2026-2028 Orta Vadeli Programı, 2026 yılı sonunda tüketici enflasyonunun yüzde 16’ya, 2027’de yüzde 9’a, 2028’de ise yüzde 8’e düşmesini öngörüyordu. Eylül 2026’da yayımlanan yeni 2027-2029 Programında ise 2026 yıl sonu gerçekleşme tahmini yüzde 28,4’e çıkarıldı; 2027 için yüzde 21, 2028 için yüzde 13,5 ve 2029 için yüzde 9 hedeflendi.

Başka bir ifadeyle, tek haneli enflasyona ulaşma hedefi bir önceki programdaki 2027’den 2029’a taşındı. Bu, teknik bir tahmin revizyonundan fazlasıdır. Kent açısından bakıldığında yüksek maliyetlerle yaşanacak dönemin beklenenden daha uzun süreceğinin kabulüdür.

Çünkü enflasyonun düşmesi fiyatların geriye gelmesi anlamına gelmiyor. Yüzde 30’lardan yüzde 20’lere inen enflasyon, kiranın, gıdanın, ulaşımın ve enerjinin ucuzlaması değil; daha düşük hızla da olsa pahalanmaya devam etmesi ve alım gücünün aşınması demek. Birkaç yıllık yüksek enflasyonun ardından yaşam maliyeti gelir artışlarının önüne geçtiğinde, “dezenflasyon” ile “hayatın ucuzlaması” arasındaki mesafe daha da açılıyor.

Bu mesafenin en fazla hissedildiği yer kent. Konut, kira, ulaşım, su, enerji, bakım, eğitim ve zamanın kendisi kentte parasal maliyet taşıyor. Dolayısıyla OVP’deki hedef revizyonunun kentli açısından en yalın anlamı şudur: Yaşam maliyeti baskısının daha uzun süre devam etmesi beklenmektedir.

Kriz Neden Belediyenin Kapısına Geliyor?

Ekonomik sıkıntının kentte ağırlaşmasının yerel yönetimler açısından iki yönlü bir sonucu var. Birincisi, belediyenin kendi hizmet üretim maliyeti yükseliyor. Akaryakıt, elektrik, personel, araç bakım, asfalt, yapım ve hizmet alımları pahalanıyor. İkincisi, aynı anda belediyeden sosyal destek talep edenlerin sayısı ve ihtiyaçlarının çeşitliliği artıyor.

Bu nedenle belediyeler artık yalnızca yol yapan, çöp toplayan, su ve ulaşım sağlayan kurumlar değil. Pandemi, depremler, göç, iklim değişikliği, barınma sorunu ve ekonomik kriz yerel yönetimleri fiilen yeni görev alanlarına itti. Kreş, öğrenci desteği, ucuz yemek, sosyal yardım, yaşlı hizmetleri, üretici desteği, afet hazırlığı, iklim eylemi ve dijital hizmetler belediyeciliğin kenarında duran faaliyetler olmaktan çıkıyor.

OVP’nin kendisi de bu genişlemeyi teyit ediyor. Önceki program yerel yönetimlerin çevresel altyapı, yenilenebilir enerji ve ulaşım yatırımları için yeni finansman modelleri geliştirilmesini, bakım ve kreş hizmetlerinde merkezi yönetim, yerel yönetimler ve özel sektör arasında mali işbirliği kurulmasını ve afet hazırlığında yerel idarelerle koordinasyonu öngörüyordu.

Yeni program bu çizgiyi daha ileri taşıyor. Yerel yönetimlerin entegre atık yönetim tesislerinin sürdürülebilir işletilmesi için yeni bir mekanizma kurulması, bütün illerde yerel iklim değişikliği eylem planlarının hazırlanması, yerel yönetimlerde veri temelli karar alma kapasitesinin geliştirilmesi ve bütünleşik dijital şehir yönetimi altyapısının oluşturulması hedefleniyor.

Bunların tümü gerekli politikalar. Sorun hedeflerin kendisinde değil; hedeflerle mali kapasite arasındaki ilişkide.

Daha Çok Görev, Daha Dar Mali Alan

Yeni OVP aynı zamanda........

© Perspektif