menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yurtaşlık Bilinci

20 0
27.05.2026

Siyasette bazı anlar vardır ki tarihin akışını değiştiren kopuş noktalarına dönüşür. Bu kopuş anlarında yurttaşların duygu ve düşünceleri belirleyici hale gelir. Mevcut iktidarın toplumsal meşruiyetini yitirdiği bu eşiklerde halk, hangi yoldan yürümek istediğini protestolarla ve siyasal talepleriyle doğrudan ifade eder.

1848 Fransa’sında yurttaşlar, “suffrage universel masculin”, yani genel oy hakkı için barikat barikat mücadele etmiştir. Her ne kadar bu hak yalnızca erkek yurttaşlarla sınırlı olsa da, aktif yurttaşlığın tarihsel yükselişinde önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Siyaset, tarihin derinliklerinden bugüne kendi devinimi içinde ilerliyor. Türkiye bugün bir yol ayrımında. Ya yurttaşlıkta ısrar ederek demokratik yürüyüşünü sürdürecek ya da tebaa olmayı kabul ederek geriye savrulacak.

CHP’ye ilişkin “mutlak butlan” kararı ile birlikte Türkiye siyaseti, kayyum siyasetinin de ötesine geçen yeni bir evreye girdi. Mesele artık yalnızca CHP meselesi olmaktan çıktı. Türkiye tarihsel bir eşikte duruyor: Ya demokratik ve laik Cumhuriyet yeniden inşa edilecek ya da küresel sistemin Türkiye’ye biçtiği siyasal İslamcı monarşik model kurumsallaştırılacak.

Bir iktidarın en önemli dayanağı meşruiyettir. Peki AKP iktidarı meşruiyetini nereden alıyor? Yalnızca iç dinamiklerden değil, aynı zamanda küresel sistemin onayından da besleniyor. Bugün dünya sistemi, özellikle Ortadoğu coğrafyasında demokratik yurttaşlığı değil; yönetilebilir, itaatkâr ve dinsel aidiyetlerle şekillenmiş toplum modellerini teşvik ediyor.

Peki, dünya sistemi, yani küresel emperyalist sistem, Türkiye’ye nasıl bir gömlek biçiyor?........

© Nokta Haber Yorum