Sünnetin dindeki yeri ve hadis meclisleri
Rasulullah Aleyhisselâtu Vesselâm’ın misyonu, Kur’an-ı Kerim’i öğretmek, açıklamak ve yaşayarak uygulanabilirliğini göstermektir. Son yıllarda mukaddes peygamberin misyonunu, etki ve yetki alanını daraltma derdine düşmüş bir zümrenin hadislerin güvenilirliği üzerinden kendilerine alan açtığı “Her şeyi Kur’an’dan almalıyız, Kur’an bize yeter” gibi aslında masum görünün ancak gerçekte Rasulullah Aleyhisselâtu Vesselâm’ın Kur’an-ı Kerim’i açıklama yetkisini yok sayan bir anlayışa şahit olmaktayız.
Kur’an-ı Kerim, İslâm dininin genel hükümlerini ihtiva eder, cüzi konulara ise çok az değinir ve tüm insanlar için bir düstur ve anayasa mesabesindedir. Kur’an-ı Kerim, malumat kitabı değil, kanun ve kural kitabıdır; özdür. Bu sebeple mûcezdir. O’nun icazı gereği tafsilatını anlatacak bir müfessire ihtiyaç vardır. Kur’an-ı Kerim, ana çizgileri, ana kuralları koymuş, bunun açıklamasını ve uygulanabilirliğini göstermeyi Rasulullah Aleyhisselâtu Vesselâm’a bırakmıştır.
Allah-u Teâlâ, Rasulullah Aleyhisselâtu Vesselâm’a Kur’an-ı Kerim’i tebliğ etmesini, “Ey Peygamber! Rabbi’nden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanların şerrinden korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez” (Maide Sûresi, 67) emrettikten sonra, açıklama yetkisini de verdiğini “İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik” (Nahl Sûresi, 44) ayetiyle bildirmektedir.
Rasulullah........
