menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aksa Tufanı’nda Bir Zaza

13 0
09.07.2026

Aksa Tufanı boyunca katıldığım pek çok seminerde, konferansta, mitingde, radyo ya da televizyon yayınında sorulan sorulardan yola çıkarak halkımızın Siyonizm, Filistin, Gazze ve direniş ile ilgili tasavvurunun hakikatle uyuşmadığını müşahede ettiğimi söyleyebilirim. Filistin denince çoğu insanın aklına zeytin ve limon yerine uçsuz bucaksız bir çöl; Mescid-i Aksa denince Kubbetussahra; Gazze denince sadece Araplar geliyordu. Bu nedenle dinleyiciler Kudüs’ü Arapların toprağı olarak görüyordu. Filistinlilerin kavgasını destekleyen en iyimser insanlarımızın bile temel dürtüsü, Filistinlilerin işgale maruz kalmış olmalarıydı. Oysa Filistin ile halkımızı birleştiren müşterek noktaların sayılamayacak kadar çok olduğunu söyleyebilirim.

Siyonistlerin Ekim 2023 tarihinde başlattıkları büyük katliam gündemimize girmeden önce yani Aksa Tufanı’ndan yıllarca evvel gençlerimizi Mescid-i Aksa ve çevresi hakkında bilgi, şuur, fikir ve heyecanla donanımlı hale getiremediğimiz için olsa gerek halkımız Gazze’de Araplar dışında Türkler, Kürtler ve Zazalar gibi pek çok kavmin; Müslümanlar dışında Hristiyanların; camiler dışında kiliselerin; mücahitler dışında komünistlerin mevcudiyetini bir türlü konuşup dinleyemedi. Dünyanın en eski üçüncü kilisesinin Gazze'nin güneyindeki Ez-Zeytun Mahallesi'nde bulunan tarihi Aziz Porphyrius Kilisesi olduğunu gündem etmediğimiz için Müslümanların bin yıl boyunca bu kiliseyi koruduğunu, Hristiyanların güven içinde Gazze’de yaşadığını ve bu Hristiyanların Gazze’yi terk etmektense Siyonistlerin bombardımanında ölmeyi tercih etiklerini konuşamadı. Pek tabii olarak Vatikan’ın ya da Trump’un Gazze Hristiyanlarını ölüme terk eden ikiyüzlülüğü de mevzu bahis edilemedi. Bu nedenle konuşmalarımda Nablus’taki Osmanlı Şeyhi Yusuf Efendi Türbesi’nden, Kudüs’teki Silvan Mahallesi’nden ve Hakkâri Caddesi’nden bahsettiğimde pek çok insanın Filistin ile bağ kurduğuna şahit oldum. Kendi kanımızdan insanların çarpıştığı ve savunmaya çalıştığı Mescid-i Aksa’nın çevre mahallerindeki etnik kimlikleri bilmemezliğimiz çoğumuzu, şehit Salih Aruri’nin komutası altında şehadete koşan gençlerin savaşını, Arap ırkının kavgası olarak anlama zehabına kaptırdı. Oysa Nabluslu İbrahim gibi Osmanlı türbelerini korumak için haçlı emperyalizmin karşısına dikilen Müslüman gençler, ırklarını bir yana bırakmıştı ve Mescid-i Aksa’yı savunmak için kendilerini feda etmişlerdi.

Hâlihazırda Gazze’nin Siyonistlere kan kusturan Şucaiye Mahallesi’nde yirmi bin Kürt aile yaşamaktadır ve pek çoğu Kassam savaşçısıdır.[1] Şucaiye Mahallesi’nde yaşayan Zaza Atıf’ın dört katlı aile apartmanı, 2014 yılında Siyonistler tarafından yıkılmış ve on dört kişilik ailenin başına gelenler, uluslararası haber kuruluşlarının gündemine oturmuştur.[2] Gazze’de Sumâkiyye, Rummâniyye, Keşkek yani tarhana bu coğrafyadan Filistin’e gitmiştir. Velhasıl biz onlardan; onlar da bizdendir. Uzun süredir bu tarih ve kültür esintisi konusunda yazılar kaleme almak istiyordum. Ancak Aksa Tufanı esnasında Gazze’de şehit düşen bir Kassam mücahidi, bu satırları yazmam için beni harekete geçirdi. Bu Kassam mücahidi Gazzeli bir Zaza’ydı. O destanını yazdı; biz ise hikâyesini kaleme aldık.

[1]https://www.noonpost.com/39197/

[2]https://www.aljazeera.net/news/2015/11/7/غزة-عودة-أول-عائلة-لمنزلها-بعد-إعادة

Adını Yahya Taktım; Hayatta Kalsın Diye!

Tam adı Yahya Münir Halil Zaza şeklindedir. Mücahitler arasında Ebu Zekeriyya olarak tanınırdı. Babası Münir, onun adını, yaşasın ve hayatta kalsın diye Yahya koydu. Çünkü Yahya “yaşamak” anlamındaki hayat kökünden türemiştir. Müfessirlere göre bu isim Hazreti Yahya’ya şehitlerin hep diri kalması ve onun şehit olması sebebiyle “o yaşayacak” anlamında Allah........

© Milli Gazete