menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

E-ticaretin sahadaki derneği

5 0
sunday

E-ticaret denilince çoğu insanın aklına hâlâ sadece internetten alışveriş geliyor.

Bir ürün seçiyorsunuz. Sepete atıyorsunuz. Ödeme yapıyorsunuz. Kapınıza geliyor.

Tüketici tarafı böyle.

Ama işin satıcı tarafına geçtiğinizde tablo biraz daha farklı. Orada ürün var, stok var, kargo var, iade var, komisyon var, ödeme vadesi var, sahte yorum var, kapanan mağaza var, değişen kurallar var.

Bir de bütün bunların arasında ayakta kalmaya çalışan binlerce küçük işletme var.

Geçtiğimiz günlerde ELİDER Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Darbay ile yaptığım söyleşide aslında tam da bu tabloyu konuştuk. ELİDER’in nasıl doğduğunu, neye itiraz ettiğini, neyi düzeltmeye çalıştığını ve Türkiye’de e-ticaretin nereye gittiğini konuştuk.

Ortaya çıkan fotoğraf şuydu:

ELİDER, masa başında kurulmuş süslü bir dernekten çok, sahadaki ihtiyacın doğurduğu bir yapı.

Pandemiden sonra gelen büyük dalga

Pandemi döneminden sonra e-ticaret Türkiye’de çok hızlı büyüdü.

Bu büyüme doğal olarak pazaryerlerini de büyüttü. Satıcı sayısı arttı. Daha önce sadece fiziki dükkânında satış yapan birçok esnaf, kendini bir anda dijital vitrinin içinde buldu.

Fakat büyüme hızlı olunca, kurallar aynı hızla oturmadı.

Mevzuat bir tarafta kaldı. Pazaryerlerinin kendi kuralları başka bir tarafta yürüdü. Satıcı ise çoğu zaman bu iki alanın arasında sıkıştı.

İşte ELİDER’in çıkış noktası da burada başlıyor.

Darbay’ın anlattığına göre 2021 yılında sosyal medya gruplarında satıcılar şunu sormaya başlıyor:

“Bu işin neden bir STK’sı yok? Neden satıcılar birlikte hareket edemiyor? Neden pazaryerleriyle daha kurumsal bir şekilde konuşulamıyor?”

Sonra 12 kişi bir araya geliyor. Birbirini çok iyi tanımayan ama aynı derdi taşıyan 12 e-ticaret insanı. Ve kısa süre içinde ELİDER kuruluyor.

Bence bu kuruluş hikâyesi önemli. Çünkü bazı yapılar tepeden iner. Bazıları ise sahadan çıkar. ELİDER’in hikâyesi ikincisi. Bir şirketin projesi gibi değil. Bir kişinin vitrini gibi değil. Satıcıların, KOBİ’lerin, e-ticaret yapan insanların ortak ihtiyacından doğmuş bir dernek.

Sadece satıcı değil, bütün ekosistem

ELİDER ilk başta daha çok KOBİ ve esnaf odaklı kurulmuş. Fakat e-ticaret dediğimiz alan sadece satıcıdan ibaret değil.

Bu işin içinde lojistik firmaları var. Ödeme kuruluşları var. Pazaryerleri var. E-ticaret altyapı sağlayıcıları var. Entegratörler var. Reklam ajansları var. Yazılım firmaları var.

Yani aslında e-ticaret bir dükkân meselesi değil, bir ekosistem meselesi.

ELİDER de zamanla bu yapıya doğru genişlemiş.

Bugün derneğin içinde sadece “ürün satan” firmalar yok. E-ticarete hizmet veren birçok farklı paydaş da var. Bu açıdan bakınca ELİDER’in kendini sadece bir satıcı derneği olarak değil, e-ticaret ekosisteminin çatı yapılarından biri olarak konumlandırmaya çalıştığı görülüyor.

Ama burada ince bir çizgi var.

Dernek, satıcının sorununu merkeze alıyor. Ancak bunu pazaryerlerine karşı cephe alarak değil, yapıcı eleştiriler ve çözüm odaklı diyalog üzerinden yaptığını özellikle vurguluyor.

Darbay’ın yaklaşımı şu:

Pazaryerleri de bu ekosistemin parçası. Onların büyümesi de önemli. Fakat satıcının sesi duyulmadan sağlıklı bir e-ticaret düzeni kurulamaz.

Bence de bu bakış açısı çok doğru.

Çünkü mesele pazaryerlerini kötülemek değil. Mesele, kuralların daha adil ve daha sürdürülebilir hale gelmesi.

Satıcının derdi nerede başlıyor?

Söyleşide en dikkatimi çeken başlıklardan biri iade kargo ücretleri oldu.

Bugün tüketici bir ürünü alıyor, beğenmeyebiliyor, vazgeçebiliyor, iade........

© Milat