Orijinal ve Kopya
GÖRENLER onu sıradan biri sanırdı.
Kendi halinde kimseye karışmayan kimseyi de kendine karıştırmayan sessiz ama kararlı bir iradeye sahipti.
Tartışmayı sevmezdi. Muhatabını beş dakika dinlediğinde onunla alakalı isabetli bir teşhisi olurdu. Bu gibi durumlarda kimseye rahatsızlık vermez, yersiz tartışmalar açmaz, ders vermek gibi çıkıntılıklara da heves etmezdi.
Dikkat çekmeden oradan ırardı.
Yeni bir şey öğrenmediği ortamlardan sıkılırdı.
Hayatın her an öğrenmek ve onu yaşama katmakla kaim olacağına inanırdı.
Zaman kıymetliydi. Ömrün sermayesiydi. O vakit nereye sarf edileceği meselesi de çok önemliydi.
KÜLTÜR bakımından beslenemediği yerlere bağımlılık geliştirmekten korkardı.
Alışkanlık perdesine bürünmüş davranışlar ona göre insanı mekanikleştirirdi.
Akıl makul olanı aramaktan menedilir kurulu düzene biat etmek mecburiyetinde bırakırdı.
İşte bu keten helvanın yanması demekti.
Düşünmeden, sorgulamadan, akıl yürütmeden, sarsıcı soruların dirilten cevaplarına ulaşmadan yaşanan hayat yaşanmamış demekti ona göre.
Diğer bir söyleyişle, yaşamadan ölmek…
HEYECANLI devirlerimizdi.
Gün içinde arka arkaya birkaç etkinliğe katılırdık.
Susamışlığımızın sınırı yoktu.
Yudumlamak değil avuçlayarak içiyorduk anlatılanları.
Yalnız şöyle bir âdetimiz vardı: Kime gitmişsek, ne dinlemişsek aldığımız notları........
