menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Travmatik Tramvay

4 0
16.10.2026

Yıldızlarını kaybetmiş yosun kokulu şehirde kalabalıkların kiri sürekli denize sızar. Deniz onları sindirmeye çalışır. Hazmedemez. Dalgalar taş biçimli betona çarpar, onu dönüştüremeyip şaşar. Geriye çekilip bir daha, bir daha dener ama beton keskin kenarlarıyla bu gayretkeş denize karşı ruhsuz dikilir. Betonla başa çıkamaz deniz. Tıpkı şehrin abartılı nüfusunu kendi rengine boyamakta, şehrin bir parçası kılmakta aciz kalması gibi… Kentin karakteri zayıftır. Kıyıda köşede sessizce yaşlanan olgun bir ruh da yaşar. Görülmesi zordur. Bazı zenginler, tarihçiler, seyyahlar ve eskilerden birileri onun farkındadırlar.

Turist sayısı yerlilerden fazladır. Çoğu, kaldırımı kendi icat etmiş gibi davranır. Deniz kıyılarındaki masalarda onlar önceliklidir. Üstünüze dev pusetleriyle yürürler. Arabasıyla cümle âleme kendi müzik seçimini ilan ederek dolaşanlar keşmekeşe katkıda bulunur. Kulak düşmanı motosikletlerin sürekli acelesi vardır. Her an her yerden çıkabilirler. Yol verdikleri görülmemiştir. Ters yönden gelirler. Kaldırımlara çıkabilirler. Nasılsa keşmekeş vardır. Bu dalga içinde dalgınlaşmak imkânsızdır. Üst geçit basamaklarından delice inen bir bisikletliyle yüz yüze gelinebilir. Yürüyen merdivenler ağlamaklıdır. Kalabalık devamlı koşturmaktadır. Hiçbiri bulunduğu noktadan memnun değildir. Kafa kafaya gelen, rayından çıkan tramvaylarda hep psikozlu biri; ülkeye, devlete, halka karşı ileri geri konuşur. Son derece iddialıdır. Vagonlarda telefona bağıranların sesi perişan su satıcılarından daha çok çıkar. Işıklı ekranlarına odaklanan ifadesiz yüzler bunlardan etkilenmez.........

© İnsaniyet