menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şair Cihan Berdibek ile şiir üzerine: Hece vezninin kadim sadasından bugüne

15 0
08.10.2026

“Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizimiz kapsamında bu kez, şiire gönül vermiş, kalemiyle ve eserleriyle Türk şiirine emek veren; kelimelerle ömrünü ören, hece vezninin kadim sadasını bugüne taşıyan değerli şairimiz Sayın Cihan Berdibek’i konuk ediyoruz.

Şiire ve şaire verilen emeğin, yalnızca bugün değil, gelecek kuşaklar için de kıymetli bir iz bıraktığına inanıyorum. Bu nedenle, şiir dünyasına kendi kalemiyle katkı sunan isimlere duyduğumuz vefayı görünür kılmayı önemsiyorum.

Sayın Cihan Berdibek, merhaba, hoş geldiniz. Sizi ağırlamaktan ve bu vefa söyleşisinde konuğum olmanızdan memnuniyet duyuyorum. Şimdi söz sizde…

Merhaba! Hoş bulduk. Bu değerli vefa dizisi ve nazik konukseverliğiniz için çok teşekkür ederim. Sorularınızın, yaklaşık yirmi yıllık şiir yolculuğuma, iç dünyama ve sanata bakış açıma ışık tutacağına inanıyorum. “Dildar” namıyla, hece vezninin o kadim sadasıyla yazdığım bu yolda, soracağınız sorulara samimiyetle, tanıdığınız kadarıyla ve kalbimin süzgecinden geçirerek cevap vermek isterim. Siz soracaksınız, ben de kendi penceremden, içimden geldiği gibi anlatmaya çalışacağım.

Öncelikle sizi henüz tanımayan okuyucularımız için Cihan Berdibek kimdir? Fobileriniz ve hobileriniz nelerdir?

Girişte de ifade ettiğiniz gibi, kelimelerle ömrünü ören, Türk şiirinin geleneksel sesini bugüne taşımaya gayret eden bir şairim. Hayatı boyunca hakikat arayışında olan, kalemi ve kağıdı birer sığınak değil, birer sorumluluk alanı olarak gören bir insanım. “Dildar” mahlasıyla yazdığım şiirlerimde, geleneksel Türk edebiyatının o zarif dokusunu yaşatmaya çalışıyorum.

Fobilerime gelecek olursak; en büyük korkum, hayatın koşturmacası içinde samimiyeti ve insan kalabilmeyi yitirmek, kelimelerin o masum ve saf gücünü kirletmektir. Hobilerim ise hayatımın zaten merkezinde yer alıyor: Şiir yazmak, türkü dinlemek, kelimelerin köklerine inerek etimolojik okumalar yapmak, eski plakları karıştırmak ve mütevazı dünyamda dostlarla demli bir çay eşliğinde edebiyattan konuşmak.1980 yılında Elazığ’da doğan Cihan Berdibek, yaklaşık yirmi yıldır şiirle ilgilenen şair ve yazardır. İlk, orta ve lise öğrenimini Elazığ’da tamamlayan Berdibek, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinde öğrenim görmüş; meslek hayatını kamu sektöründe sürdürmüştür.

Şiirlerinde aşk, ayrılık, hasret, özlem, kader ve insanın iç dünyası gibi temaları işleyen Berdibek, özellikle hece şiirine bağlılığı ve geleneksel Türk şiiri söyleyişini sürdürmesiyle dikkat çekmektedir. Efsa, Yüreğimin Depremi, Surâde ve Aşikâr adlı şiir kitapları bulunmaktadır.

Şiirle ilk tanışmanız nasıl gerçekleşti? Yaklaşık yirmi yıllık şiir yolculuğunuzda sizi kalemi elinize almaya ve şiir yazmaya yönelten ilk duygu, insan veya olay neydi?

Şiirle ilk tanışmam, çocukluk yıllarımda dinlediğim türkülerin ve evimizde ezberlenen o güzel manilerin tınısıyla başladı. Yaklaşık yirmi yıllık bu yolculuğu başlatan ne tek bir olay ne de sadece bir insandı; daha çok içimdeki tarifsiz bir sızının, kelimelere dökülmediği sürece beni rahat bırakmayacağını fark etmemdi. İnsanın içindeki coşkuyu, hüznü ve hayata dair taşıdığı yükü başka hiçbir şeyle, şiir kadar zarif ve kalıcı bir biçimde ifade edemeyeceğini anladığım an, kalemi elime aldım.

Hece şiirine olan bağlılığınız dikkat çekiyor. Sizi hece veznine yönelten temel sebepler nelerdir? Hece şiirinin Türk edebiyatındaki yerini ve bugün hâlâ taşıdığı anlamı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hece vezni, Türk milletinin hafızası, kulağının ezberidir. Sizi heceye yönelten temel sebep, bu toprağın sesine kulak vermektir. 7’li, 8’li, 11’li kalıplar birer kafes değil, aksine duygunun ve düşüncenin en mükemmel şekilde akmasını sağlayan nehir yataklarıdır. Hece şiirinin Türk edebiyatındaki yeri temelsiz düşünülemez; o, Yunus’un, Karacaoğlan’ın, Âşık Veysel’in nefesidir. Bugün hâlâ taşıdığı anlam ise modern dünyanın gürültüsü içinde insana kendi özünü, köklerini ve ruhsal sükûnetini hatırlatan bir sığınak olmasıdır.

Günümüzde serbest şiirin oldukça yaygın olduğu bir edebiyat ortamında hece şiirini tercih etmek, sizin açınızdan yalnızca bir şiir biçimi tercihi midir, yoksa aynı zamanda Türk şiir geleneğine karşı bir sorumluluk mudur?

Serbest şiir elbette edebiyatımızın zenginliklerinden biridir ve kıymetlidir; ancak benim tercihim kesinlikle bir sorumluluk bilincinden doğar. Gelenek, üzerine bir şey koyarak geleceğe taşınması gereken kutsal bir emanettir. Eğer bizler hece veznini, kafiyeyi, Türkçenin o eşsiz mûsıkîsini korumazsak, nesiller arası bağ kopar. Bu anlamda hece şiiri yazmak, benim için geçmişe duyduğum vefanın ve Türk şiir geleneğine karşı taşıdığım millî ve estetik bir sorumluluğun gereğidir.

Şiirlerinizde aşk, ayrılık, hasret, özlem, kader ve insanın iç dünyası gibi temaların öne çıktığı görülüyor. Şair Cihan BERDİBEK’in şiir dünyasında bu temaların özel bir karşılığı var mı?

Şiirlerimde aşk, ayrılık, hasret, özlem ve kader gibi temaların ağırlıkta olması tesadüf değildir. İnsan olmanın, bu dünyada bir “gurbet”........

© Haberton