menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Türkiye Yüz yılı’ dört gözle bu değişikliği bekliyor

19 0
29.09.2026

28 Şubat süreciyle birlikte siyasetten tamamen umudumu kesmiştim.

Ne yapsak da olmuyordu işte.

Sistemin merkezine yerleşmiş güçler, ‘birinci parti de olsan, ‘bize itaat etmediğin sürece yoksun ve yok kalacaksın’ demiş, ne yazık ki sonuç da almıştı.

Benim açımdan her şey 27 Nisan ‘e- muhtırası’ ile değişmeye başladı.

O tarihte, siyasetin ve siyasetçinin yine baş eğeceği ve eskiden olduğu gibi ‘şapkasını alıp’ ardına bakmadan gideceği endişesi taşıyordum.

Siyasete müdahale edenlere o zamanlar başbakan olan Erdoğan güçlü bir ses ve kesin bir dille ‘işinize bakın!’ dedi ve bununla yetinmeyip bunu tüm milletiyle paylaştı.

Siyaset ilk kez halkın umudu olmuştu…

Oligarşinin beklemediği bu cesur çıkış tüm dengeleri sarsınca yaşanan gergin ortam yerini görece ferahlığa terk etti lakin ancak komplo teorilerinde rastlayacağımız türden gelişmeler yaşanmaya başladı…

Tüm bu hadiselerin ardından ilk günden bu yanan her adımında millet olarak neden burnumuzun bir türlü yerden kalkmadığını öğrenmeye başladık.

Örneğin, cumhuriyetin kuruluşunda ve takip eden dönemlerde yani tek partinin devri iktidarında mevcut olmayan bir kurumun, 60 darbesini müteakiben neden en tepeye yerleştirildiğini çözdük…

Bildiğiniz ‘Anayasa Mahkemesinden’ söz ediyorum.

‘Halka güven olmaz’ inancındaki darbe muktedirlerinin, CHP’li siyasetçilerle el ele vererek dizayn ettiği bu yeni düzende, ‘Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’ ilkesi kökünden sökülerek yerine ‘Millet, egemenliği meclis ve yetkili kurumlar eliyle kullanır’ şeklindeki oligarşinin........

© Haber7