Üç görüntü, aynı duygu!
Sizin de mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Geçtiğimiz günlerde ekranlara ve sosyal medyaya peş peşe üç ayrı görüntü yansıdı. Üçünü de izlerken zaman zaman duygulandım. Hatta bugün bu satırları yazmama biraz da o görüntüler vesile oldu.
Mekânlar farklıydı, insanlar farklıydı, yaşananlar farklıydı. Fakat üçünde de insanın içine dokunan ortak bir taraf vardı: Kalabalıkların içinde tek bir insanı görebilmek…
Bir dizi açılış ve program için geçtiğimiz hafta baba ocağı Rize’de bulunan Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan, aynı hafta sonu Samsun’a geçti.
Samsun’da yoğun bir programın içerisinde Cumhurbaşkanımızın gözü, yol kenarında annesiyle birlikte bulunan engelli bir vatandaşımıza, Emre’ye takıldı.
Otobüsü durdurdu. Aşağı indi. Emre’nin yanına giderek hâlini hatırını sordu, bir isteğinin olup olmadığını öğrenmek istedi.
İnsanın gönlüne dokunan taraf da tam burasıydı.
Koca bir şehrin kalabalığı, programlar, protokol, korumalar… Bütün bunların arasında tek bir insanı fark edebilmek, yanına gitmek ve derdinin olup olmadığını sorabilmek…
Çünkü bazen insanın ihtiyacı yalnızca bir talebinin karşılanması değildir. Görülmek de bir ihtiyaçtır. Dinlenmek de değerli olduğunu hissetmek de…
Hikâye orada bitmedi.
Akşam Cumhurbaşkanımız gençlerle buluşmasında Emre de vardı. Mikrofonu eline aldığında gündüz yaşadığı o anı heyecan ve duygu içerisinde anlattı. Gençlere Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yükünü omuzlamaları ve kendisine dua etmeleri çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Emre’ye verdiği cevap ise karşılaşmayı başka bir noktaya taşıdı:
“Emre, ben şimdi otobüsten aşağı inmemiş olsam Allah’a bunun hesabını nasıl veririm?”
Üzerinde düşünülmesi gereken taraf bence burası.
Bir makamın büyüklüğü, o makamda bulunan insanı toplumdan uzaklaştırmamalı. Tam tersine sorumluluğunu artırmalı. Çünkü makam yükseldikçe etrafınızdaki insan sayısı çoğalırken, bazen karşınızdaki tek bir insanı görmek zorlaşabilir.
Yöneticiliğin........
