Kent nefesini kaybederse …
Deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede, bazı alanlar vardır ki tartışmaya bile açılmaması gerekir. Afet toplanma alanları da tam olarak böyledir. Çünkü bu alanlar, bir kentin en çaresiz anında nefes alabildiği, hayatta kalma ihtimalini artıran son sığınaklarıdır.
Diyarbakır’da Mahabad Bulvarı ile Talaytepe arasında bulunan 1337 dönümlük alanın imara açılmak istenmesi üzerine yapılan açıklamalar, aslında sadece bir imar planı değişikliğine değil, bir zihniyete itirazdır. Bu itiraz, ‘rant mı, yaşam mı?’ sorusunun tam ortasında duruyor.
Afet toplanma alanları; deprem, sel, yangın gibi felaketlerden sonra insanların güvenli şekilde bir araya geldiği, yardımın organize edildiği, ilk müdahalenin yapıldığı kritik noktalardır.
Can kaybını azaltır, insanların panik halinde dağılmasını önler. Koordinasyonu sağlayarak arama-kurtarma ve sağlık ekipleri için merkez görevi görür. Geçici yaşam alanı sunmak kaydıyla çadır, gıda ve temel ihtiyaçların dağıtımına olanak tanır ve psikolojik güvenlik sağlayarak, insanların yalnız olmadığını hissettiği yerlerdir.
Özellikle AFAD sistemine kayıtlı alanların korunması, sadece bir planlama meselesi değil, doğrudan yaşam hakkı meselesidir.
Bir afet toplanma alanını imara açmak, yalnızca bir........
