menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gülistan ve suskunluğun kokusu

16 0
15.04.2026

Gülistan…Adı bile başlı başına bir ferahlık, bir umut, bir bahar kokusu. Gül bahçesi demek. İnsan ruhunu inciten değil, iyileştiren bir anlam taşır. Ama bu coğrafyada bazı isimler, taşıdıkları anlamın tam tersine dönüşür. Gülistan artık bir çiçek değil, eksik bir hayatın, yarım bırakılmış bir hikâyenin adı.

Ve bir gün, insanlığın bahçesinden bir gül koparıldı. Belki de tek bir gül değildi bu. Güllerdi…Tek tek koparılan, sessizce yok edilen, ardından yalnızca buruk bir koku bırakan güller…Dünyamız bu yüzden kirli kokuyor artık.

Çünkü her koparılan kadınla birlikte, hayatın o ince, o zarif dengesi biraz daha kararıyor. Bir kadının ölümü, sadece bir insanın kaybı değildir. O, hayatın mutluluk grafiğinden bir çizginin siyaha boyanmasıdır. Ve o siyah çoğaldıkça, geriye umut adına ne kalır?

5 Ocak 2020… Bir genç kadın, göz göre, göre kayboldu. okuduğu okul Tunceli’de. Munzur’un sessiz soğukluğunun tanıklığında sadece. Sanki buhar oldu. Sanki hiç var olmamış gibi. Keşke dili olsaydı Munzur’un ve........

© Güneydoğu Ekspres