Zamanın Ötesinde Bir Masa Kurun ve Babanızla Paketleri Değil, Anıları Paylaşın
Ancak benim gibi bazıları için bu pazar, bir yanı hep eksik, gölgesi derin bir zaman dilimi.
Otuz koca yıldır babamın omzuna dokunamadan, onunla karşılıklı sohbet edemeden geçiyor bu takvim yaprağı.
Zaman, yokluğun keskinliğini biraz köreltse de, içimdeki o gurme çocuğun babasına olan özlemini hiç azaltmadı.
Yıllar geçtikçe daha iyi anlıyorum ki, babalarımız için en kıymetli hediye şık ambalajlı paketler ya da büyük cümleler değil.
Onların asıl özlediği, pazar sabahının o telaşsız saatlerinde evlatlarıyla karşılıklı oturup içilen dumanı üstünde bir bardak demli çay ve bölünmeyen, aceleye getirilmeyen zaman dilimleri.
Ben bugün, babası hayatta olanların benim yerime de kurmasını istediğim, sadece lezzetleriyle değil, hissettirdikleriyle de hafızada yer edecek İstanbul’un birkaç dingin rotasını paylaşmak istiyorum.
Şehrin tarihi dokusunu sırtına almış, samimi ve derinliği olan duraklar bunlar.
Babanızın elinden sıkıca tutun ve bu pazarın tadını çıkarın.
Güne Moda’nın o sakin, eski İstanbul kokan sokaklarında başlamak her zaman iyi bir fikir olabilir.
Ağaçların gölgesinin kaldırıma düştüğü saatlerde, mahalle kültürünü koruyan küçük bir kafede, ekşi mayalı taze ekmeklerin, fırından yeni çıkmış çıtır kruvasanların kokusu eşliğinde bir masaya kurulabilirsiniz.
Klasik bir pazar kahvaltısının ötesine geçen, modern ama bir o kadar da içten sunumlar sunan bu köşeler, babayla baş........
