Ülkemizin Ruh Hali mi? Hüzün Bir yanda, İnsanlık Diğer Yanda...
Günümüzde "neden, niçin, nasıl" sarmalında dönüp dururken; şiddet, dehşet ve vahşet üçlemesine sıklıkla tanıklık ederken; geleceğimize ve doğaya ait insanın içine işleyen toplumsal kayıplarla yüzleşirken; çoğumuz işimize güle oynaya değil, zorla ve zorlanarak giderken; yüzlere sinmiş tarifsiz hüzünler ve sıkılı yumruklarla dolaşırken şu soru zihinlerde dolaşıp durmuyor mu: Acaba sorun bilgi eksikliği mi, vicdanların körelmesi mi, çıkan seslerin baskıyla kısılması mı, yoksa umursamayanların sayısının artması mı?
Örneğin orman sahası içinde yer alan maden ruhsatı sayıları niçin binleri buluyor? Yangınlarla sık sık sınanan bir ülke olduğumuz halde neden yangın eğitim merkezleri önemsenmiyor; erken uyarı sistemleri, uçak ve helikopter sayısı artırılmıyor? Ya da her koşulda suskunluğunu koruyan veya sorumluluk almayan yöneticilerle hesaplaşılmıyor? Yine gereksiz harcama, lüks tüketim, aşırı israf ve anlamsız dış seyahatler "itibar ve tasarruf" olarak tanımlanırken; ihmalden, dikkatsizlikten, duyarsızlıktan kaynaklanan afetler niçin kadere bağlanıyor?
Tarımda tarih yazıyormuşuz! Çok iyi de, "de"si şu: Hal böyle ise ürününü satamayan çiftçi tarlasını niçin satıyor?
Afetlerden enflasyona, yaşatılanlardan yaşatılacak........
