menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Önce ‘işçi canı’ diyebilmek zor mu?

24 0
01.03.2026

İliç’in yıl dönümü… Kozlu’nun yıl dönümü… Dilovası’nın 100. günü…

Kitlesel iş cinayetleri ve yıl dönümleri saymakla bitmiyor. Ve maalesef bu cinayetler resmi kayıtlara hâlâ “kaza” olarak geçiyor. Halbuki kaza önceden öngörülemeyen ve aniden ortaya çıkan olay demektir. İş cinayetlerinin tamamında ise işverenlerin alması gereken önlemleri almamak gibi ihmali davranışlarının yanında, işin doğasında var olan riski artıran aktif eylemleri söz konusudur. Hatta iş organizasyonunun ve çalışma koşullarının bizzat kendisi riski, bir ihtimal olmaktan çıkartıp mutlak hale getirebilmektedir. Tıpkı 263 madencinin yaşamını yitirdiği 3 Mart 1992’de Zonguldak Kozlu’da yaşanan grizu patlaması, Soma, Hendek, Gayrettepe, Dilovası işçi katliamları gibi.

Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliama kadar Türkiye’de yaşanmış en kitlesel iş cinayeti olan Kozlu’nun yıl dönümünde, iş cinayetlerini ve nedenlerini bir kez daha hatırlayalım.

3 Mart 1992’de Zonguldak’ın Kozlu ilçesindeki Türkiye Taşkömürü Kurumunun (TTK) İncirharmanı Maden Ocağı, 263 madencinin toplu mezarına dönüşmüş, 550 işçi de yaralanmıştı. Dünya madencilik tarihinin en büyük felaketlerinden biri yaşanırken, yetkililer, yangını söndürmek için ocak girişlerini kapatmaktan başka bir şey yapmadı. Ölü sayısı gizlenmeye çalışıldı. 147 işçinin cesedi, yer altında devam eden yangınlar nedeniyle günler sonra, en son 2 madencinin cesedi ise mayıs 1997’de çıkartılabildi.

3 Mart 1992’de yaşanan açık bir katliamdı. Birkaç ton daha fazla........

© Evrensel