Buket Arbatlı ile Yunus Çinçin Söyleşti
Canlı Yayın Tekrarları
Popüler Kültür Tiyatro Sinema Müzik
Buket Arbatlı ile Yunus Çinçin Söyleşti
YÇ Yunus Çinçin · 13 Eylül 2026 • 5 Dakika 9 Saniye · 0 yorum
Yunus Çinçin: Sevgili Buket Arbatlı, söyleşi isteğimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Kendinizden, yazarlık geçmişinizden ve yazarlık serüveninizde önemli gördüğünüz dönüm noktalarından söz eder misiniz?
Buket Arbatlı: Sevgili Yunus Çinçin, ben teşekkür ederim. Tıp doktoruyum, onkoloji alanında uzmanlığım var. İş hayatımın uzun bölümü ilaç ve hastane sektöründe yöneticilik yaparak geçti. Hâlen nadir görülen hastalıklar alanında ürünleri olan bir firmada yöneticiyim. Yazarlık geçmişim iki bin on yılında Jale Sancak’ın yaratıcı yazarlık atölyesine dayanır. Yazma serüvenimin üç temel eşiği var. İlki, daha ziyade temeli diyelim, lisedeki edebiyat öğretmenimin yarattığı etki. Bize bir metnin nasıl yazılacağını öğretmekle kalmadı, farklı yaklaşımıyla edebiyata, yazmaya dair istek yarattı. İkinci aşama kardeşim Ebru Ağaoğlu sayesinde. Yoğun iş hayatımda altı aylık bir boşluk oluşmuştu. Beni yeniden yazmaya teşvik etti. Bu dönemde Jale Hanım’ın atölyesine gittim. Üçüncü aşama olarak Notos Atölye’yi görüyorum. Edebiyatı seven, yazan, bu alana baş koyan arkadaşlarla beraber olmanın faydası büyük. İlk dosyamın Sel Yayınları tarafından kabul edilmesi ve editörüm Zarife Biliz’le çalışmak da büyük şans oldu.
Yunus Çinçin: Öykülerinizin konularını seçerken, öykülerinizi yazarken temel motivasyonlarınız neler? Buket Arbatlı, öykülerini nasıl yazar? Yazmak, sizin için ne ifade ediyor?
Buket Arbatlı: Yaşam, anlatılmaya değer insanlarla ve olaylarla dolu. Meraklı bir insanım; yeni yerler, yeni dünyalar tanımaktan daha mutlu olduğum bir şey yok. İnsan karakteri bilinmezlerle, sürprizlerle dolu. Bilincin, bilinçaltının katmanlarını aralayarak ilerlemek temel motivasyonum galiba. En sıradan görünen, değersiz bulunan şeylerin altında neler yatıyor? Bunların üzerinde düşünüyorum; sonra kâğıda döktüğümde zihnimdekiyle sözcüklerin arasında saklanan o şey, artık ruh mu dersiniz, bazen bambaşka oluyor. Tekrar tekrar yazıyorum. İlk kitaptaki bir öykünün tamamlanması dört yıl aldı. Hâlâ okusam “olmadı bu” diyebilirim. Bir de anlattığım dünyayı tanımadan yazamıyorum. Konuyla alakalı, yanından yakınından geçen her şeyi okuyorum. Kendimi hazır hissettiğimde yazmaya başlıyorum. Bu nedenle uzun sürüyor. İki kitap arası dört yıl oldu. Yazmak benim için başka dünyalara, hatta evrenlere kaçış. Buket olmaktan çıkıp kameraya dönüşmek. Elbette dünya görüşüm, inançlarım yazıma yansıyordur ama mümkün oldukça kendimden uzak durmaya çalışırım.
Yunus Çinçin: Kadın-erkek ilişkilerini, kadınları ve kadınlık hâllerini incelikle ve farklı açılardan ele aldığınız ilk öykü kitabınız “Erkeklere Her Şey Anlatılmaz”a ilişkin neler söylemek istersiniz?
Buket Arbatlı: Bu ülkede kadın olup kadınlık meselelerine........
