İklim değişikliği yeni bir sömürgecilik mi doğuruyor, Antalya hukuk COP’u olabilir mi?
Bir nehir dava açabilir mi? Bir genç, henüz gerçekleşmemiş iklim zararını mahkemeye taşıyabilir mi? Bir devlet, henüz doğmamış insanların geleceğini korumak zorunda mı? Bir şirket, dünyanın başka yerlerinde ortaya çıkan iklim zararından sorumlu tutulabilir mi? Bir insan, yaşadığı ada iklim nedeniyle yaşanamaz hale gelirse başka bir ülkeye sığınabilir mi? İklim krizi yalnızca termometrenin yükselmesine değil, hukukun sınırlarının yeniden çizilmesine de neden oluyor.
ABD’de 22 genç Donald Trump’ın bazı kararlarının fosil yakıt kullanımını artıracağını, yenilenebilir enerji yatırımlarını zayıflatacağını ve iklim bilimini federal politikanın dışına iteceğini. Bu durumun da daha fazla sera gazı emisyonuna ve çeşitli risklere neden olacağını ortaya koydular ve tazminat istediler. Gençlerin davası mahkeme tarafından reddedildi. Nedeni, “standing” denen bir kavram. Standing, davacının mahkemeden talep ettiği hukuki çözümü istemeye yetkili olacak şekilde kişisel, somut ve giderilebilir bir zarar gösterip gösterememesiyle ilgili anayasal bir eşik.
Dava reddedilmiş olsa da gençler mücadeleyi sürdürürken, dünyanın farklı yerlerinde özellikle de dezavantajlı gruplar iklim değişiminin kendisinin ve değişime yönelik önerilen çözümlerin hayatlarını olumsuz etkilediğini ortaya koyan ilginç hukuk mücadeleleri veriyor. Brezilya’nın Orta Batı Bütünleşme Demiryolu projesi bölgede yaşayan yerli kabilenin kutsal alanlarına, eski köylere ve mezarlıklara zarar veriyor gerekçesiyle protesto edildi.
Top Tiro nehri ve çevresi kabilenin kutsal saydığı pek çok ritüele ev sahipliği yapıyor. FICO projesi, ülkenin tarım bölgesini kuzey........
