menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

K’nın bacaklarını dengeleyen transistör ekonomisi

13 0
04.07.2026

"Belki gideceksin bir gün gerçekten. İşte senin ardın­dan ağlıyorum şimdiden... Aman petrol, canım petrol." Ajda Pekkan

Elektroniğin sessiz kahra­manlarından biri transis­tördür. Bugün cebimizde taşıdığımız telefondan uzaya gön­derilen uydulara kadar sayısız tek­noloji onun üzerine kurulu. Keli­menin kökeni de ilginçtir. "Trans­fer" ve "resistor" sözcüklerinin birleşiminden doğan transistör, farklı gerilim seviyelerini aynı dev­rede yönetmeye yarayan anahtar­dır. Elektrik akımını durdurmaz; yönlendirir, yükseltir, düşürür ve farklı voltajları birbirine bağlar.

Dünya ekonomisi de benzer bir döneme girdi. Küreselleşme uzun süre tek voltajlı bir sistem diye okundu. Sermaye serbest dolaşa­cak, mallar sınırları düşük mali­yetle aşacak, karbon maliyeti ikin­ci planda kalacak, üretim yalnız verimlilik hesabıyla yer değiştire­cekti. Artık tablo farklı. Aynı dev­rede, farklı voltajlarla çalışan eko­nomiler var.

İşte tam bu noktada yeni döne­min transistörleri devreye giriyor. ABD’nin gümrük tarifeleri ile Av­rupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ilk bakışta ayrı araçlar gibi görünse de benzer işlev görüyor. Biri ulusal sanayiyi korumaya çalışıyor, diğe­ri karbon maliyetini sınırın ötesine taşıyor. Farklı gerekçelerle gelseler de ekonomik voltaj farklarını aynı küresel devrede yönetiyorlar.

Bu nedenle önümüzdeki yılla­rın temel tartışması “serbest tica­ret mi, korumacılık mı?” etrafında şekillenmeyecek. Asıl soru, han­gi ülkenin hangi voltaj seviyesin­de üretim yapacağı ve bu farkla­rın hangi maliyetlerle birbirlerine bağlanacağı.

Finansmanın yeni devresi

Salgın öncesinde ESG (çev­resel, sosyal, yönetişim) küre­sel finansın en güçlü temaların­dan biriydi. Yeşil tahvil ihraçları artıyor, sürdürülebilirlik fonla­rı büyüyor, şirketler çevresel ve sosyal standartlar üzerinden da­ha düşük maliyetli finansmana erişiyordu. KOBİ ağırlıklı Türk ekonomisi de bu dönemde dış kaynaklara görece rahat ulaş­tı. LEED gibi sertifikalar inşaat sektöründe bu dönüşümün sem­bolüne dönüştü.

Trump yaklaşımının güç ka­zanması ve ESG fonlarının eski popülaritesini kaybetmesi, çev­resel politikaların geri çekildiği algısını besledi. Oysa değişen he­def değil, finansman kanalıydı. Yeşil dönüşümün yükü sermaye piyasalarından maliye politika­sına, ticaret politikasına ve gü­venlik stratejisine kayıyor. İn­giltere’de gündeme gelen “savaş bonoları” bu hattın güncel ör­neklerinden biri. Diğer kanalı ye­nilenebilir enerji kuruyor. Eta­nol, biyodizel ve sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) gibi alan­lar dönüşümün reel zeminini güçlendirirken maliye politika­sı finansman hattına dönüşüyor.

ABD’de gümrük tarifelerin­den sağlanan gelirlerin sanayi ve üretim teşviklerinde kullanı­mı tartışılıyor. Avrupa Birliği ise CBAM kaynaklı........

© Dünya