K’nın bacaklarını dengeleyen transistör ekonomisi
"Belki gideceksin bir gün gerçekten. İşte senin ardından ağlıyorum şimdiden... Aman petrol, canım petrol." Ajda Pekkan
Elektroniğin sessiz kahramanlarından biri transistördür. Bugün cebimizde taşıdığımız telefondan uzaya gönderilen uydulara kadar sayısız teknoloji onun üzerine kurulu. Kelimenin kökeni de ilginçtir. "Transfer" ve "resistor" sözcüklerinin birleşiminden doğan transistör, farklı gerilim seviyelerini aynı devrede yönetmeye yarayan anahtardır. Elektrik akımını durdurmaz; yönlendirir, yükseltir, düşürür ve farklı voltajları birbirine bağlar.
Dünya ekonomisi de benzer bir döneme girdi. Küreselleşme uzun süre tek voltajlı bir sistem diye okundu. Sermaye serbest dolaşacak, mallar sınırları düşük maliyetle aşacak, karbon maliyeti ikinci planda kalacak, üretim yalnız verimlilik hesabıyla yer değiştirecekti. Artık tablo farklı. Aynı devrede, farklı voltajlarla çalışan ekonomiler var.
İşte tam bu noktada yeni dönemin transistörleri devreye giriyor. ABD’nin gümrük tarifeleri ile Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ilk bakışta ayrı araçlar gibi görünse de benzer işlev görüyor. Biri ulusal sanayiyi korumaya çalışıyor, diğeri karbon maliyetini sınırın ötesine taşıyor. Farklı gerekçelerle gelseler de ekonomik voltaj farklarını aynı küresel devrede yönetiyorlar.
Bu nedenle önümüzdeki yılların temel tartışması “serbest ticaret mi, korumacılık mı?” etrafında şekillenmeyecek. Asıl soru, hangi ülkenin hangi voltaj seviyesinde üretim yapacağı ve bu farkların hangi maliyetlerle birbirlerine bağlanacağı.
Finansmanın yeni devresi
Salgın öncesinde ESG (çevresel, sosyal, yönetişim) küresel finansın en güçlü temalarından biriydi. Yeşil tahvil ihraçları artıyor, sürdürülebilirlik fonları büyüyor, şirketler çevresel ve sosyal standartlar üzerinden daha düşük maliyetli finansmana erişiyordu. KOBİ ağırlıklı Türk ekonomisi de bu dönemde dış kaynaklara görece rahat ulaştı. LEED gibi sertifikalar inşaat sektöründe bu dönüşümün sembolüne dönüştü.
Trump yaklaşımının güç kazanması ve ESG fonlarının eski popülaritesini kaybetmesi, çevresel politikaların geri çekildiği algısını besledi. Oysa değişen hedef değil, finansman kanalıydı. Yeşil dönüşümün yükü sermaye piyasalarından maliye politikasına, ticaret politikasına ve güvenlik stratejisine kayıyor. İngiltere’de gündeme gelen “savaş bonoları” bu hattın güncel örneklerinden biri. Diğer kanalı yenilenebilir enerji kuruyor. Etanol, biyodizel ve sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) gibi alanlar dönüşümün reel zeminini güçlendirirken maliye politikası finansman hattına dönüşüyor.
ABD’de gümrük tarifelerinden sağlanan gelirlerin sanayi ve üretim teşviklerinde kullanımı tartışılıyor. Avrupa Birliği ise CBAM kaynaklı........
