menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

VEKİL MİSİN, ASİL Mİ? YERİNİ UNUTMA!

40 0
20.08.2026

Artık vekil olmanın, ötesinde siyasetçi olmanın tanımını yeniden yapmak kaçınılmaz bir durum haline geldi. Niye geldi? Çünkü vekil ve siyasetçi olmanın dokunulmaz fütursuzluğu siyasetçi ve vekil duruşunu had safhada zedeledi, kirletti. Siyaset yapanlar için var olan kurallar toplumsal kurallar ile sınırlı değil. Toplumsal yaşayış biçimlerindeki farklılıklar, insanların farklı inanç katmanlarında olması, ekonomik, sosyal statü biçimleri bireyin içinde bulunacağı özgürlük alanı içinde sadece bireye ait bir tercih. Oysa siyasetçi tüm bu farklılıklara saygılı olurken aynı zamanda da kapsayıcı, örnek olucu, toplumla siyasetçi arasında denge kurucu bir yaşam biçimini hem göstermek hem de yaşamak zorunda.

Aile toplumun en küçük ama en önemli parçasıdır. Bir maddenin yapı taşı atom ne ise ailede toplumun temel parçası. Ülkelerin gelişmesi, refahın, adaletin, eğitimin, karşılıklı saygın ve özgürlüğün kavramsal ve toplumsal olarak ete kemiğe büründüğü aile işte bu nedenle vazgeçilemeyecek bir olgu. İnsanların bireysel hakları ve özgürlükleri, ailenin bütünlüğünü bozmaya başladığında buna engel olmak devletin görevi olduğu kadar siyaset kurumunun da görevi.

Otel odasında sevgilisi ile basılan belediye başkanı, bir masada taciz ile suçlanan milletvekili özel hayatın gizliliği ilkesi ile ilk savunmaya başladıklarında aslında susup hatalarını kabul ettiklerinde alacakları tepkiden çok daha fazlasını alıyorlar. Buda çok doğal. Çünkü siyasetçiler toplumda yaşayan herhangi bir bireyin yaptıkları hataları yapabilme özgürlüğüne sahip değiller. Vekâlet ettikleri halk kitlelerinin öncüsü, en iyisi ve en edeplisi olmak zorundalar. (Asil olan milletin adına vekâleten temsil ettiklerini, asil olmadıklarını asla........

© Diriliş Postası