menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SİYONİST KUŞATMA VE ÇOCUKLARIMIZI BEKLEYEN BÜYÜK TEHLİKE

30 0
wednesday

Aman dikkat! Çünkü bana göre artık gözümüzü açmamız gereken çok daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız.

Ben bugün bir kez daha anne ve babalara sesleniyorum: Çocuklarımıza, gençlerimize ve geleceğimize sahip çıkalım.

Siyonist zihinlerin, küresel sermayenin ve medya gücünün Türk toplumunun ahlaki ve kültürel yapısını etkilemeye yönelik bir sosyal savaş yürüttüğü ihtimalini artık ciddi şekilde sorgulamak zorundayız.

Çünkü savaş yalnızca silahla yapılmaz.

Bir ülkenin ordusunu yenemiyorsanız, o ülkenin geleceğini hedef alırsınız.

Ve o geleceğin adı çocuklarımız ve gençlerimizdir.

Ekranlarda yayınlanan programlara, dizilere, filmlere, gündüz kuşağı programlarına, sosyal medyaya, müzik platformlarına, müzik tercihlerine, izlenen kliplere, bilgisayar oyunlarına, çocukların giydiği kıyafetlere, üzerlerindeki anlamsız yazılara ve amblemlere, hatta çocuklarımıza aldığımız oyuncaklara kadar her şeye dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü zehir artık kapımızı çalmıyor.

Zehir doğrudan evimizin içine, çocuğumuzun elindeki cep telefonundan giriyor.

Çocuklarımızı, gençlerimizi lütfen bu tezgâhtan geçen içeriklerden uzak tutun.

Sapkınlığın, ahlaksızlığın ve LGBT'nin normalleştirilmesine yönelik her türlü içeriği sorgulayın.

Cinsiyetsizliği özendiren reklamları, şiddeti özendiren oyunları, eskortluğu sıradanlaştıran içerikleri, mafyayı ve sokak çetelerini kahramanlaştıran dizileri, filmleri ve sosyal medya içeriklerini çocuklarımızın önüne neden koyduğumuzu artık sorgulamak zorundayız.

Benim asıl korkum burada başlıyor.

Çünkü uzun vadede genç nesillerin kendi toplumuna, ailesine, kültürüne ve değerlerine yabancılaştırılması gibi bir tehlike görüyorum.

Bunun gerçekten planlı bir proje olup olmadığını bütün kurumların araştırması gerektiğine inanıyorum.

Ama biz daha araştırmadan, daha sorgulamadan, daha incelemeden çocuklarımızı bu içeriklerin ortasında bırakıyoruz.

ÇOCUKLARIMIZIN ODASINA GİREN SAVAŞ

Askeri gücümüz ortada.

Türkiye'nin kolay lokma olmadığı da ortada.

Bizi savaş meydanında yenemeyeceklerini bilenlerin başka yöntemlere başvurabileceğini düşünmek zorundayız.

Peki Türkiye'ye nereden vurabilirler?

Ahlaki değerlerimizden!

Toplumun birlik ve beraberliğinden!

Bir ülkenin çocuklarının zihnine girerseniz, o ülkenin geleceğine dokunursunuz.

İşte bu yüzden bugün televizyon ekranına yalnızca “eğlence” diye bakmak büyük hata.

Sosyal medyaya yalnızca “internet” diye bakmak da büyük hata.

Müzik kliplerine yalnızca “müzik” diye bakmak da büyük hata.

Çünkü bunların hepsi gençlerin dünyasını şekillendiren araçlara dönüşebilir.

ESKİDEN ANNE-BABANIN BİR AĞIRLIĞI VARDI

Eskiler çok iyi bilir.

Eskiden anne ve babanın ev içerisinde bir ağırlığı vardı.

Anne bir şey söylediğinde çocuk dinlerdi.

Baba bir şey söylediğinde çocuk dinlerdi.

Bugün ise çocuklarımız bazen anne babasından daha fazla sosyal medya fenomenini dinliyor.

Tanımadığı insanların hayatlarını izliyor.

Onların kıyafetlerini giymek istiyor.

Onların yaşantılarına özeniyor.

Onların konuşmalarını taklit ediyor.

Onların ilişkilerini normal kabul ediyor.

İşte tehlike tam burada başlıyor.

Genç kızlarımız izledikleri dizilerdeki şaşalı hayatları kendi hayatlarıyla kıyasladığında ne oluyor?

“Ben neden böyle yaşamıyorum?” diye düşünmeye başlıyor.

Genç erkekler mafya, çete ve şiddet kültürünü sürekli kahramanlık hikâyesi içerisinde gördüğünde ne oluyor?

Bunlar üzerinde ciddi şekilde düşünmemiz gerekiyor.

Çocuklarımız çoğu zaman 7-8 yaşlarında bilgisayar oyunlarıyla tanışıyor.

Peki biz o oyunların içerisinde ne olduğunu biliyor muyuz?

Mafya ve çete kültürü var mı?

Cinsiyetsizliği özendiren mesajlar var mı?

LGBT propagandası var mı?

Çocuklara yönelik başka mesajlar var mı?

Bunları araştırıyor muyuz?

Çocuğumuzun üzerindeki kıyafette yazan........

© Diriliş Postası