menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Biri utanarak, diğeri algoritmayla: Yalanın iki medeniyeti

50 0
31.05.2026

Yalan, insanlığın en eski icatlarından biridir. Avcı-toplayıcı gruplarından bu yana birlikte yaşayan, birbirine güvenmek zorunda kalan, ama aynı zamanda birbirinden avantaj elde etmeye çalışan bir tür olarak Homo sapiens, yalan söylemeyi varoluşunun temel bir parçası hale getirmiştir. Ayakkabılarımızı köpek yemedi, o topu biz kesmedik ve evet, “hayır kilolu görünmüyorsun hayatım”. Evrim bizi hem yalan söylemeye hem de yalanları fark etmeye doğru itmiş; ne var ki bu iki yetenek arasındaki açık hiç kapanmadı.

Peki ya yapay zekâ? O sadece insanlığın yazılı mirasını sünger gibi çekip öğrendi. Ve bu mirasın çoğu kısmı, ne yazık ki, yalanlardan oluşuyor.

YALAN SÖYLEYEN MAYMUNUN İSTATİSTİKLERİ

İnsan, yalan söyleyen en yetkin memelilerden biri olabilir (ki evrimsel gelişme başarısını da çoğunlukla buna borçludur), ama yalanları yakalamakta da bir o kadar başarısızdır. Bunu rakamlarla ortaya koyan düzinelerce meta-analiz var. Psikoloji literatüründe gerçekleştirilen kapsamlı meta-analizler, insanların yalan tespitindeki doğruluk oranının ortalama yüzde 54 civarında kaldığını göstermektedir - bu sayı, yapılan tahminle elde edilen sonuçtan yalnızca ufak bir miktar yüksektir. Başka bir deyişle, birisinin yalan söyleyip söylemediğini anlamak için para atmanız ve bir de beden dili kursu almanız aşağı yukarı aynı sonucu verecektir.

40 yıllık literatürü inceleyen bir başka meta-analiz çalışması, 300’e yakın bulguda sonuçların yüzde 90’ının yüzde 40 ile 60 doğruluk aralığına düştüğünü göstermiştir. Yalancıyı yakalamış olmak için insan, ortalama olarak, bakıldığında ancak yüzde 53 ile yüzde 54 arasında doğru bir tahmin yapmaktadır - bu, kötü bir hava tahmincisinin bile utanacağı bir başarı oranıdır.

“Polisler, hakimler, psikolojistler - hepsi aynı oran etrafında dolaşıyor. Tecrübe hiçbir şeyi değiştirmiyor.”

En yüksek tekil doğruluk oranının yüzde 73’te kaldığı bu literatürde bir başka can sıkıcı bulgu da şudur: Cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi ve mesleki deneyim yalan tespitinde anlamlı bir fark yaratmamaktadır. Daha çarpıcı olanı ise şu: İnsanlar kendilerinin ne kadar iyi bir yalan yakalama uzmanı olduğuna dair güçlü bir özgüvene sahipler - ama bu özgüven, nesnel başarıyla hiçbir ilişkisi olmayan, havada asılı bir özgüvenden ibarettir. 2024’te Nature Scientific Reports’ta yayımlanan bir çalışma, bireylerin kendi ve başkalarının yalan tespit etme yeteneklerini değerlendirirken subjektif algılarının gerçek başarı oranlarıyla hiçbir ilişki........

© Birgün