menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fon skandalının toplumsal boyutları

24 0
previous day

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

Günlerdir fon skandalını konuşuyoruz. Aslında gündelik yaşamda kredi kartları, ihtiyaç kredileri, fonlar, döviz, borsa derken, finans toplumun tüm dokularına nüfuz etmiş durumda. Finansal kapitalizmle birlikte, “Emekçiler kazandığını yer” ilkesi de geride kaldı. Geniş toplum kesimlerine kredi kartları, tüketici kredileriyle gelirlerinin ötesinde harcama yapma, dolayısıyla ekonomide etkin talebi artırma yolu açıldı. Ama iş geri ödemeye gelince metroda, kahvede, işyerinde bu borçların nasıl geri ödeneceğine, üç kuruşluk tasarrufların nasıl değerlendirileceğine ilişkin muhabbetler baş gündem maddeleri arasında yer alıyor.

Bir ekonomide sınıfsal pozisyonlarına göre bireylerin yatırımcı mı yoksa borçlu mu olduğunu ayırt etmenin de iyice güçleştiği çok karmaşık bir kompozisyon söz konusu. Bir emekli oğlunu evlendirmek için ihtiyaç kredisi kullanırken diğer bir emekli temel harcamalarına bile yetmeyen maaşını, sınırlı birikimleriyle mevduata veya fonlara koyarak destekleme gayreti içine girebiliyor. Tuzu kuru kesimler 2023 seçimleri öncesinde gözlemlendiği gibi, düşük faiz ortamından yararlanıp kredi kartı limitlerini zorlayarak borçlanıp borsaya yatırabiliyor. Faizden uzak durmaya çalışan muhafazakar kesimler bir eve bir arabaya sahip olabilme özlemlerini son yıllarda yaygınlaşan tasarruf finansman şirketleriyle gidermeye çalışabiliyor.

ASIL MAĞDUR KÜÇÜK YATIRIMCI

Nitekim son fon skandalında 25 bin yatırımcının para koyduğu tasfiye konusu bir fonun kişi başı ortalama portföyünün 100 bin liranın altında bulunduğu ortaya çıktı. 48 bin yatırımcı barındıran bir diğer fondaki ortalama yatırım miktarı da 110 bin lira. Buradan kolaylıkla 40-50 bin lira civarında mütevazi bir tasarrufa sahip çok sayıda küçük yatırımcıdan söz edilebileceği sonucunu çıkarmak zor değil. Buna karşın istisnalar dışında, manipülasyona başvuran, içeriden bilgi edinen, fiyatlar zirve noktalara ulaştığında çıkışa geçmeyi başaranlar da ne tesadüftür ki hep büyük oyuncular arasından çıkmış.

Burada unutulmaması gereken bir konu da şu: Doğrudur, fonlardan çıkışlarda danışıklı dövüşler, küçük yatırımcıyı yanıltacak sahte sinyaller, çıkışın zamanlamasının optimum noktada gerçekleşmesini sağlayacak tertipler devreye girmiş olabilir. Ancak 28 Ağustos’ta yayımlanan Yatırım Fonlarına İlişkin Rehberi’nin, bir fonda tek bir hissenin ağırlığına, fiili dolaşım oranına göre ayarlanacak ağırlığına, aynı yöneticinin yönetebileceği fonların sayısına ilişkin getirdiği düzenlemeler zaten mevcut fonların eski bileşimiyle devam edemeyeceğine işaret ediyor, hatta büyük olasılıkla bir çöküş yaşanmasını kaçınılmaz hale getiriyordu. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 18 Eylül 2026 tarihli basın açıklaması; Borsa İstanbul, Takasbank, Sermaye........

© Birgün