menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayıt

38 0
10.05.2026

Bir şeyi çağrıştırıyor ama adlandıramıyorsunuz, evle ilgili olabilir diye düşünüyorsunuz, hani eski evlerde, kasabalarda, Ege’de, Anadolu’da, hayat demek istiyorsunuz, evin girişi, evle sokak arası, o değil ama akrabası, hem göz uzanabildiğine harflerden hem can şenliği bahçelerden, kırlardan, yamaçlardan, dağlardan, patikalardan…

Bu kadar yeter, yoksa ‘yahu ben neymişim’ der de kendini gizler, haytayı da hatırlatıyor evet, elbet hatırlatır, hayat, hayta ikisi de eve girmeden, gece üstümüze çökmeden biraz daha sokağı koklamak, yeryüzünü sevmek, arkadaşları yeşertmek için kolkola girmiş aynı sokaktan iki koldaş değil mi? Aynı sokakta oturan yoldaşlara koldaş diyoruz!

Hayta: En güzel tanımı, tozlu yol kenarlarının antik bitkisi. Mor çiçekli, dişil, kadından yana, faydası onlara. Tabiatıyla, doğa ve kadın, doğa ve doğa bir bakıma. Rahip biberi ve iffet otu adlandırmalarını da erkekler düşünsün, bakalım niye, kolay farımazmış bir de, farımak ne biliyorsunuz yaşlanmak, bu da iyi, bizim okuldan Tolga Çandar da Muğlalı ya onun da pek güzel söyleyiverdiği türküsü var, “Hayıtlı’dan çıktım da imanım”, bir de üç ayda bir sanat, kültür, edebiyat, bilim dolusu olarak Muğla’nın oralardan Ortaca’dan geliyor.

Hayıt dergisi de şunları bildirerek başlamıştı 10 yıl evvel, “vakit vakit incelen vakit” deyişi unutulur mu Edip Cansever’in? “Hayıt hiçbir şeye ihtiyacı olmadan kendi kendine büyüyüp çoğalan bir çalıdır. Kökleri güçlü ve derindedir. Asılmayla topraktan........

© Birgün