menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Baba

37 0
17.08.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

“Yetmez ama evette neredeydin?”, “12 Eylül referandumu mu? İstanbul’da evde.” GERİ. “Öteki 12 Eylül’ü anımsıyor musun?”, “Çok az. Bursa’da sokaktan askeri araç geçmişti. Belki bunu hayal ettim ve sonra gerçek sandım. Çocukluk anılarının birçoğu böyle olurmuş.” İLERİ. “Depremde neredeydin?” ,“Hangi deprem? Maraş mı?”, “Maraş Hatay... Ama o değil. GERİ Eski deprem, 19 ağustos...”, “Moda’da. Dışarı çıktığımızda yoldaki otomobiller yeni tutulmuş balıklar gibi titriyordu.” İLERİ “Milenyum?”, “Olimpos’un oralarda. Hani daha gelmeden. O kampın adı neydi ya? Bütün İstanbul oraya gider.” İLERİ “Gezi’de İstanbul’daydık hep.”, “Evet, senle buluşmuş muyduk?”

Bulgar yazar Georgi Gospodinov’un Zaman Sığınağı romanı bir cümle üzerine inşa edilir: “Geçmiş, şimdiki zamandan temel bir konuda farklılık gösterir: Asla tek yönde akmaz.”

“Şimdiki zaman”ın gelecekle belirsiz, geçmişle kurmaca bir bağı var. Hiçbirimiz geleceği bilmiyoruz ve hepimiz geçmişimizi kurguluyoruz. Bizim bir olayı anımsıyor olmamız, o olayın bizim anımsadığımız gibi gerçekleştiğini kanıtlamaz. Benim mavi diye gördüğüm rengin benim haricimdeki insanlar tarafından da benim gördüğüm renk olarak görüldüğü bilgisi bile varsayımsal. Zaman Sığınağı’nda insanlar yakın tarihin belirli dönemlerini canlandıran odalarda tedavi edilmeye çalışılır. Anlatıcı tek merkezde durmaz. Sayfalar ve zaman ileriye doğru giderken, anlatı tıpkı hafıza gibi bir ileri, bir geri gider.

Gezi, milenyum, 11 Eylül veya Sivas katliamı gibi olaylar kolektif hafızada sabitlenmemize yarayan yapı taşlarına benzer. Bireysel hafızamızı bu tip olayları baz alarak düzenlemeye........

© Birgün