Atölye BİA’da yılın ilk Temel Gazetecilik Atölyesi başladı
IPS İletişim Vakfı/bianet’in düzenlediği 2026’nın ilk Temel Gazetecilik Atölyesi, dün (24 Mart) Atölye BİA’da başladı. Atölyede gazetecilik öğrencileri ve mezunlarının yanı sıra farklı disiplinlerden katılımcılar bir araya geldi.
Katılımcılar ilk gün tanışmanın ardından Editoryal Haritalama (Vecih Cuzdan, Sinem Aydınlı, Ceyda Sungur), Türkiye Okumaları (Ayşegül Devecioğlu), Hak Odaklı Barış Gazeteciliği (Sinem Aydınlı), Haber nedir? Haber yazımı ve Kaynak Kullanımı (Tolga Korkut) ve Haber Önerilerinin Hazırlanması (Vecih Cuzdan, Murat İnceoğlu) başlıklı oturumları dinledi.
Cover-Up belgeseli üzerinden gazetecilik tartışması
Günün ilk oturumunda Vecih Cuzdan, Sinem Aydınlı ve Ceyda Sungur’un kolaylaştırıcılığında katılımcılar, ABD'li gazeteci Seymour Hersh'ün hayatını anlatan Cover-Up (Örtbas, 2025) belgeseli üzerinden gazeteciliğin politik ve etik boyutlarını değerlendirdi.
Oturumda söz alan katılımcılar, belgeselin merkezindeki gazetecinin iktidar tarafından gizlenmeye çalışılan bilgilerin peşine düşmesini ve bu süreçte aldığı riskleri tartıştı.
Tartışmalarda gazeteciliğin çoğu zaman küçük bir “sızıntıdan” başlayarak örtbas edilen gerçekleri görünür kılma süreci olduğu ifade edildi. Katılımcılar, bu tür ısrarlı gazetecilik pratiklerinin yalnızca haber üretmekle kalmayıp kamunun bilme hakkını savunmak açısından da kritik bir rol oynadığını belirtti.
Oturumda ayrıca belgeselin Türkiye bağlamında da düşünmeye imkân verdiği, devletlerin saklamaya çalıştığı hak ihlalleri ve şiddet vakalarının çoğu zaman gazetecilerin ısrarcı çalışmaları sayesinde görünür hale geldiği dile getirildi.
Seymour Hersh’ten Roboski’ye: “Ülke çıkarları” ve gazetecilik ilişkisi
Türkiye okumaları: Gazetecilik ve toplumsal bağlam
Ayşegül Devecioğlu, Türkiye Okumaları oturumunda gazeteciliğin esasen haberden çok bilgi üretimi ve aktarımıyla ilgili olduğunu anlattı.
Devecioğlu, her bilginin tarihsel ve toplumsal bir bağlam içinde ortaya çıktığını belirterek gazeteciliğin temel amacının okuru yönlendirmek değil, onu kendi kararlarını verebilecek bilgiyle donatmak olduğunu söyledi. Bu nedenle çok kaynaklı çalışma ve bilgiyi farklı yönleriyle doğrulamanın gazeteciliğin temel ilkeleri arasında yer aldığını ifade etti.
Devecioğlu, Türkiye’deki siyasal ve toplumsal meselelerin de bu tarihsel bağlam içinde ele alınması gerektiğini belirterek şöyle dedi:
“Kürt meselesi, ekonomik eşitsizlikler, kadın emeğinin görünmezliği ve ekolojik yıkım gibi konular yalnızca güncel gelişmelerle değil, uzun yıllara yayılan yapısal politikalarla ilişkili. Bu nedenle gazetecilerin yalnızca olayları aktarmakla yetinmeyip bu olayların arkasındaki tarihsel ve ekonomik dinamiklerini de görünür kılmak gerekiyor.”
“Kürt meselesi, ekonomik eşitsizlikler, kadın emeğinin görünmezliği ve ekolojik yıkım gibi konular yalnızca güncel gelişmelerle değil, uzun yıllara yayılan yapısal politikalarla ilişkili. Bu nedenle gazetecilerin yalnızca olayları aktarmakla yetinmeyip bu olayların arkasındaki tarihsel ve ekonomik dinamiklerini de görünür kılmak gerekiyor.”
“Medya toplumsal hafızayı kuran bir alan”
Hak Odaklı Barış Gazeteciliği oturumunda Sinem Aydınlı, gazeteciliğin yalnızca olay aktarmakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda etik ve politik bir yaklaşım olduğunu anlattı. Aydınlı, gazetecilerin bilgi üretim süreçlerini sorgulaması ve “Bilgiyi kim üretiyor?” sorusunu sorması gerektiğini söyledi.
Aydınlı, ulus-devletlerin çoğu zaman bir “öteki” yaratarak kendi söylemini kurduğunu ve medyanın da bu dili yeniden üretebildiğini belirtti. Barış gazeteciliğinin ise egemen söylemi tekrar etmek yerine hak ihlallerini görünür kılmayı ve farklı kaynakları çoğaltmayı amaçladığını söyledi.
Ayrıca gazeteciliğin toplumsal hafızayı kuran bir alan olduğuna dikkat çekti:
“Medya yalnızca olayları aktaran bir alan değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı kuran bir alan. Bu yüzden Roboski Katliamı gibi olayların hangi kelimelerle anlatıldığı ve nasıl çerçevelendiği, o olayın nasıl........
