Üretim Devrimi’nin enerjisi nükleer olacak
Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 2026 Zirvesi, örgütün kuruluşunun 25. yılına denk gelen özel bir dönemde, 30 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlendi.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi kapsamında yaptığı görüşmede Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yeniden gündeme gelmesi, yalnızca devam eden bir enerji yatırımının değerlendirilmesi olarak düşünülmemelidir. Görüşmede yeni nükleer projelere ilişkin verilen mesajlar, Türkiye’nin önündeki esas soruları yeniden gündeme getirdi.
Türkiye ekonomisi nereye gitmekte ve Türkiye nasıl bir ekonomi kurmayı hedeflemektedir?
Üretimden uzaklaşan, finans, hizmet ve tüketime dayalı bir ekonomi mi?
Yoksa yeniden sanayileşen, yüksek teknoloji üreten, Anadolu’da yeni üretim merkezleri kuran bir Türkiye mi?
İkinci yolu seçiyoruz ve enerji meselesini bugünkünden çok daha büyük düşünmek zorundayız.
16 MEGA ENDÜSTRİ BÖLGESİNİN ELEKTRİĞİ NEREDEN GELECEK?
Daha önce bu köşede Anadolu’da kurulması planlanan 16 mega endüstri bölgesinin Türkiye açısından taşıdığı tarihsel önemi tartışmıştık (22 Şubat 2026, Aydınlık).
Bu proje doğru uygulanırsa yalnızca yeni organize sanayi bölgeleri kurulmuş olmayacak. Marmara’ya sıkışmış sanayi yapısı Anadolu’ya yayılacak, yeni üretim merkezleri oluşacak, yeni şehirler ve yeni lojistik hatlar ortaya çıkacak. Nüfus iç bölgelerimize doğru hareket edecektir.
Aynı zamanda deprem riskinin Türkiye ekonomisi üzerindeki büyük tehdidi azaltılacak.
Fakat büyük sanayi bölgeleri kurmanın kaçınılmaz bir sonucu vardır: Enerji ihtiyacı.
Demir-çelikten petrokimyaya, savunma sanayisinden elektronik üretimine, batarya fabrikalarından robotik tesislerine kadar yeni sanayi bölgeleri sürekli ve yüksek miktarda elektrik talep edecektir.
Üstelik yalnızca klasik sanayiden söz etmiyoruz.
Yeni ekonominin fabrikaları artık veri merkezleridir.
Yapay zekâ kümeleri, bulut bilişim sistemleri, büyük hesaplama merkezleri ve ulusal veri altyapıları da giderek birer enerji yoğun sanayi tesisine dönüşmektedir.
Bu nedenle şu cümleyi açıkça kurmak gerekiyor.
Mega endüstri bölgeleri kurma iddiasında bulunuyorsak, nükleer enerji Türkiye için bir seçenek olmaktan çıkmaktadır.
Nükleer enerji bir zorunluluğa dönüşmektedir.
AKKUYU: BİR SANTRALDEN ÖTESİ
Akkuyu’ya yalnızca Mersin’de inşa edilen dört reaktör olarak bakarsak stratejik resmi kaçırırız.
Akkuyu, Türkiye’nin nükleer enerji çağının başlangıç noktalarından biridir.
Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yeni nükleer santralleri gündemine alması da bu nedenle doğrudur.
Çünkü bir sanayi ülkesi enerji politikasını kısa dönemli elektrik fiyatları üzerinden kuramaz.
Enerji güvenliği onlarca yıllık planlama gerektirir.
Bir fabrikanın, bir veri merkezinin veya bir demir-çelik tesisinin elektriği rüzgârın esmesine veya güneşin açmasına göre kesilip yeniden başlayamaz.
Yenilenebilir enerji son derece önemlidir. Türkiye güneş ve rüzgâr........
