menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ummak ve Bulmak

19 0
25.03.2026

Düşünen, sorgulayan birisi için her zaman umulacak ve bulunacak bir şeyler vardır.

Bu bulunanlar bazen baştan çok şirin görünürken, bazen de reklamın bir parçası olduğunu anlarsınız ki, üzülmemek için çok geç kalırsınız.

Hani Cahit Sıtkı Tarancı da, zamanında yaşına göre şöyle diyordu ya:

"Zamanla nasıl değişiyor insan!/ Hangi resmime baksam ben değilim./ Nerde o günler, o şevk, o heyecan?/ Bu güler yüzlü adam ben değilim;/ Yalandır kaygısız olduğum yalan."

Bazen kaygısız olmaya çabalasanız da, azıcık aklınız, kocaman bir yüreğiniz ve sevgi dolu bir dünyanız var ise, pek de öyle kolay kolay kaygısız olamazsınız.

Kaygısızlığınız Yalandır.

Bir dönemin 68 ve 78 KUŞAĞI denilen gençler ve toplum kesimleri, bu ülkenin ve yurttaşlarının geleceği için ne de güzel düşünceler üretmişler, emekler vermişler ve kaygılanmışlardı.

Kocaman kocaman Üniversitelerin bilimin ışığından etkilenen gençleri, tarlalara, fabrikalara koşmuşlar; işçi, emekçi ve köylülerin haklarını aramak için kendilerini meydanlara atmışlardı.

Ne yazık ki onların öykülerinin hep bir yerinde bir avuç soysuzun ve işbirlikçinin dramları vardır..

Deniz Gezmiş'i de, Mahir Çayan'ı da hatta Che Guevera'yı da ihbar eden, hep uğruna savaştıkları olmuştur.

Bu olanlar, mücadelenin sona ermesini gerektiren bir şey değildir. Soysuzluk, her zaman ve her dönem toplumda olan bir şeydir.

15'inci Yüzyılda 1400'lerin başında bile bu topraklar, kendileri için mücadele edenlerin acılarını görmüştür.

İslâm tasavvufunun Vahdet-i Vücud okuluna mensup mutasavvıf, filozof ve Osmanlı Kazaskeri, Simavnalı Şeyh Bedreddin........

© Akdeniz Gerçek