menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hikâye okumaktan korkmayın; çünkü siz de er geç bir hikâye olacaksınız!

39 0
13.09.2026

Pazar günlerinin benim için anlamı, hikâye yazmaya, okumaya, dinlemeye en uygun gün olmasıdır. Adeta evrensel ölçüde ‘rahat’ komutunun verildiği gündür.

O halde şimdi rahat…

Bu pazar da yine bir hikâyemle karşınızdayım.

DIŞARDA SÖZCÜK KALMASIN

Materyalist felsefeye uygundur. Zıtların yani karşıtların birliği ve çelişkisi üzerine kuruludur hayat. Siz kaçta çalmasını isterseniz o saatte çalar. Çekimi yapılmış bandın üzerinden yaparsınız kurguyu. Hayat fazlalıkları atmaktır, bu anlamda biraz heykele benzer, hani dendiği gibi. Zıtlar iyi olduğu için, güzel olmasa da BeyaZıt’ı sever Onur. 

Onur, bu metindeki çocuğun adı. Üniversite oradadadır, Kapalıçarşı da orada, arzular orada zevk oradadır. Biraz şarkı gibidir yani, ikinci kadehte söylenmeye başlanılan. 

Dar sokaklarından aşağıya inerseniz Kadırga’dan denizi bulursunuz. Denizi ilk siz bulmuşsunuz gibi sevinirsiniz.

Sevindirik olmak da budur işte. Dar sokaklarından aşağıya inemeyenler, oralarda tutuklanmıştır zamanında, eylem yapmaktan.

Medrese de, kahve de, sahaf da BeyaZIT’tır. Bazılarına göre de BayeZIT. Timur’a bakıp, şu dünya senin gibi topalla benim gibi köre kaldı diyen padişahın adıyla anılır. 

Zıtlar iyidir. ‘Zıııtttt Erenköy’ diyenler sonradan çıkmıştır. 

Yazısını bitirdi Onur. Resimler de çizdiği defterini kapattı. 

Bavulun dış gözüne koydu.........

© 10 Haber