Siyasetin çerçevesi
Çerçeve yasa Meclis'ten geçti. Şimdi tartışılması gereken yalnızca hangi partinin “evet”, hangisinin “hayır”, hangisinin “çekimser” dediği değil. Asıl tartışılması gereken, bütün bu siyasi pozisyonların seçmen tarafından nasıl karşılandığıdır.
Çünkü yasa sonrasında yayımlanan seçim anketleri, siyasetin önüne oldukça ilginç bir soru koyuyor.
Çerçeve yasaya başından itibaren ve tutarlı biçimde itiraz eden partilerde beklenen yükseliş görülmezken, siyasete yeni giren ve henüz kendisini bütün başlıklarıyla tanımlama fırsatı bile bulamamış olan YENİ Parti'nin bazı araştırmalarda birinci sıraya kadar yükseldiği görülüyor. Türkiye Veri Haritası'nın temmuz araştırmasında YENİ Parti yüzde 31,2 ile ilk sıraya yerleşirken AK Parti yüzde 29,2'de kaldı. SONAR'ın son araştırmasında ise bu fark daha da açıldı; YENİ Parti yüzde 34,3, AK Parti yüzde 30,2 olarak ölçüldü.
Elbette başka araştırmalar farklı fotoğraflar çekiyor. YÖN Araştırma'nın 1-4 Ağustos tarihli çalışmasında AK Parti yüzde 28,3 ile birinci, YENİ Parti ise yüzde 25,8 ile ikinci sırada. Bu nedenle tek bir ankete bakarak “seçmen kararını verdi” demek mümkün değil.
Ama ortada görmezden gelinemeyecek başka bir gerçek var:
Yeni bir siyasi adres, çok kısa bir süre içerisinde seçmenin önemli bir bölümünün tercihi haline gelebiliyor.
İşte tam burada çerçeve yasa tartışmasından daha büyük bir mesele ortaya çıkıyor.
Yasaya itiraz eden partiler neden aynı ölçüde karşılık bulmuyor?
Bunun iki cevabı olabilir.
Birincisi, Türk seçmeninde son derece gelişmiş bir muhalif strateji bilinci vardır. Seçmen, “Benim düşünceme en yakın parti hangisi?” sorusundan önce “İktidarı değiştirme........
