İktisat bilgisi ve iktisat bilimi
Ekonomik yaklaşımımız bir yılan oldu. Büyüdü, gelişti, semirdi. Sonra imkânları kendine dar geldi, kendi kuyruğundan kendini kemirmeye başladı. Devam etse aza kaybından, dursa açlıktan telef olacak. İşte tokuşmacı rekabetin insanlığı getirdiği nokta.
Bu denklemi bozmalıyız.
Bir zengin üretmek için binlerce fakir üretmenin sonunu getirmeliyiz. Yakın tarihin buraya kadarki kısmında başvurduğumuz iktisat bilgisinin emrine girdiği finans kapitalce başarı addedilen şeyi...
İktisat bilgisinden kazanılan servet insanlığın aleyhine gelişti. Biz dahi sorunu en derinden hisseden milletlerden birisi olduk.
Buradan sonrasına iktisat bilgisiyle değil, iktisat bilimiyle devam edebiliriz. Ezberlenmiş, araçsallaşmış, normatif olarak yüklenmiş bir ekonomi anlayışı ile hakikati arayan, insanı merkeze alan bir bilim anlayışı farkına ermeliyiz.
Artık meselemiz ekonomiye atanmış parametreler ve bu parametreler arasındaki ezberlenmiş ilişkiler olmaya devam edemez.
Faizi meşru, rantı hedef yapan anlayışı değiştirmemiz lazım. Serveti ölçmek midir yahut üretimle infakla yeniden dağıtmak mıdır işimiz.
Açıkçası bize belletilen ezberler bizi değil, başkasını kurtarıyor. Bu başkası biz olsak bizi bize yabancılaştırıyor.........
