menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ahvâl-i perişana dair dertlenme

23 0
yesterday

Ahvâl-i perişana dair dertlenme

Vüzerânın kellesi birbiri ardınca gitmeye başlayınca âkıbetinden endişe eden Sadrazam Piri Paşa’nın Yavuz Sultan Selim Han’a şöyle dediği rivayet edilir: “Hünkârım korkuyorum ki siz bir gün bendenizin de katline ferman verirsiniz. Fakat bugün mü yarın mı, o sebepten mi bu sebepten mi diye düşünmekten ben her gün ölüyorum. Şu işi bir an evvel halletseniz de siz de rahat etseniz, kulunuz da kurtulsa!” Yavuz’un cevabı pek mânidardır ve bu yazının konusuna tam denk düşmektedir: “Paşa! Talebin mâkuldür, nitekim bizim de muradımız o istikamettedir. Fakat yerine koyacak adam bulamam, biraz daha sabret!”

Kaht-ı ricâl, adam yokluğu demek. Liyakatli, ehliyetli, işinin hakkını verebilecek, şahsiyetli ve dürüst adamların yokluğu. Feminist ablalar kızmasın diye ‘insan yokluğu’ diyecek değilim. İş kadını, bilim kadını dedik ama hiç olmazsa müsaade buyurun da devlet kadını demeyelim. Devlet adamıdır o. Doğrusu budur, kaht-ı rical de bu adamların yokluğu demektir.

Müslümanlar bu ifade ve ifadenin kast ettiği mana ile ilk olarak Hz. Ömer devrinde tanışmışlar ve çağlar boyu bu sıkıntı var olmaya devam etmiş. Devlet-i Aliyyenin en haşmetli dönemleri diyebileceğimiz Yavuz devrinde dahi var olan kaht-ı rical günümüzde de var olmaya devam etmektedir. Hani bilgiç talebenin birisi hocasına sormuş: “Efendim bidâyette sadece Allah vardı değil mi?” Hoca “El’ân öyledir evladım, el’ân öyledir.” diye mukabele etmiş ya, o hesap.

Ak Partinin ilk kuruluşundaki kadro yapılanmasını hatırlar........

© Yeni Şafak