Boynu bükükler
Mart 2026 işgücü verileri izlenen ekonomi programının sahadaki yansımalarından sadece birini yansıtıyor. Kağıt üzerinde her şey İskandinav ülkeleri tadında. İşsizlik oranının %8,1 olarak açıklanması bir başarı hikayesine işaret etse de madalyonun diğer yüzündeki 1,5’luk atıl iş gücü oranı karamsar bir tabloyu gözler önüne seriyor. Yani sokaktaki her 10 kişiden sadece biri işsiz desek, kalan 9 kişinin evine her akşam huzur içinde dönerken birer kilo kıyma götürdüğüne inanmamız bekleniyor. Ama her üç kişiden biri ya işsiz, ya eksik istihdam edilmiş ya da çalışmak isteyip aramayı bırakmış.
Potansiyel işgücü ne harika bir tanım değil mi? İnsan işsizlikten o kadar uzaklaşıyor ki, artık bir insan değil, bir olasılık haline geliyor. Kuantum fiziği gibi hem evdesin hem değilsin hem çalışmak istiyorsun hem de iş aramaktan yorulup emekli olmuşsun. Hatta insanlar artık işe gitmiyorlar; sabah evden çıkıp, akşam eve dönene kadar meşgul sayılıyorlar.
Bugün uygulanan ekonomi programının temel omurgası; sıkı para politikası, enflasyonla mücadele, iç talebin baskılanması ve makro dengelerin teknik olarak düzeltilmesi üzerine kurulu. Enflasyonu kontrol etmek için talebi baskıla, talebi baskılamak için ücretleri reel olarak gerilet, ücretler gerileyince insanlar daha fazla çalışsın ya da daha düşük kaliteli işlere razı olsun. Sonuç? İnsanlar işsiz değil ama tam istihdamda da değil.
Eksik istihdam artıyor, potansiyel işgücü genişliyor, yani ekonomi bir üretim makinesi olmaktan çıkıp bir idare etme mekanizmasına dönüşüyor. Bu çerçevede bakıldığında işsizlik oranının düşmesi........
