Bir kum tanesiyim ama çölün derdini taşıyorum
Bir kum tanesiyim ama çölün derdini taşıyorum
Mevlâna İdris, Ramazan gelince arkadaşlarını iftara davet ederdi. Eski Kafa’da toplanırdık.
Onun dostları belki hepimizden fazlaydı.
Şairler, yazarlar, ressamlar, müzisyenler, öğrenciler, siyasetçiler, yayıncılar, akademisyenler, bürokratlar, iş arayanlar, iş bulanlar… Epeyce geniş bir yelpaze.
Öyle olunca bir güne sığmaz, iftar birkaç güne yayılırdı.
Eski Kafa’nın içi, asma katı ve bahçe dolar, yine de yetmezdi.
Dört sene önce aramızdan ayrıldı Mevlâna İdris. Eyüp Sultan’da toprağa verdik.
Her sohbette andığımız, hatıraları anlattığımız ve özlediğimiz arkadaşımızın vefatına inanmak zor bizim için.
Yine bir köşeden çıkıp gelecek, gülümseyecek, birkaç fıkra anlatacak gibi geliyor.
Bu his yalnızca bende değil, eminim ki bütün arkadaşlarda aynıdır.
O kimseye, kimse ona benzemezdi, şarkıdaki gibi tavrına hayrandık.
Plan yapmaktan hoşlanmaz, gönlünden geldiği şekilde yaşardı.
Bir gün Kastamonu’dan, bir gün Erzurum’dan, bir gün Tebriz’den, bir........
