menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devlet geleceğin şirketini değil, geleceğin kabiliyetini seçti

41 0
11.09.2026

Devlet geleceğin şirketini değil, geleceğin kabiliyetini seçti

1974 yılında Taipei’de küçük bir kahvaltı dükkânında yedi kişi aynı masaya oturdu.

Masada ne bir çip fabrikası vardı ne TSMC ne de Tayvan’ı bugün dünya yarı iletken sanayisinin merkezlerinden biri yapan dev şirketler.

Ama bir endişeleri vardı.

Ucuz işgücüne dayalı üretim Tayvan’ı bir yere kadar taşımıştı. Ülkenin daha yüksek teknolojiye geçmesi gerekiyordu. Dönemin Ekonomi Bakanı Sun Yun-suan’ın da bulunduğu o masada yarı iletken teknolojisine girme fikri şekillendi.

Devlet gelecekte hangi şirketin başarılı olacağını bilmiyordu. Ama ülkenin hangi kabiliyete sahip olması gerektiğine karar vermişti.

EN İLERİ TEKNOLOJİYİ VERMEDİLER

İki yıl sonra devletin kurduğu ITRI (Industrial Technology Research Institute – Endüstriyel Teknoloji Araştırma Enstitüsü), yani sanayiye teknoloji geliştirmek ve bu teknolojiyi şirketlere aktarmakla görevli kamu destekli araştırma kurumu, Amerikan RCA (Radio Corporation of America) şirketiyle teknoloji transferi anlaşması yaptı. RCA o dönemde elektronik ve yarı iletken teknolojilerinde faaliyet gösteren büyük Amerikan şirketlerinden biriydi.

Burada hikâyenin önemli bir ayrıntısı var.

Amerikalılar Tayvan’a dünyanın en ileri yarı iletken teknolojisini vermediler. Transfer edilen teknoloji, ABD’deki öncü teknolojinin gerisindeydi.

Tayvan buna rağmen aldı.

Çünkü amaç dünyanın en ileri teknolojisini satın almak değil, çip üretmeyi öğrenmekti.

ITRI ilk 19 kişilik mühendis grubunu Amerika’ya gönderdi. Üstelik hepsini aynı yere değil. Bir kısmı çip tasarımını, bir kısmı üretim prosesini, diğerleri test ve üretim ekipmanlarını........

© Yeni Şafak