menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gündelik hayatın sahneleri roman sahneleri ile nasıl buluşur/buluşturulur?

62 0
16.10.2026

Gündelik hayatın sahneleri roman sahneleri ile nasıl buluşur/buluşturulur?

Rahmetli büyükbabam kahırlandıkça “Ayaklar baş oldu, başlar ayak” diye sitem ederdi. Dijital kültürde ayakların nasıl zihinlerde, kalplerde tepindiğini görseydi o şikâyet ettiği günleri muhtemelen “Ne güzel günlermiş!” diye hatırlardı.

Dijital kültürün “etkileşim trafiği” ayakları baş etmek üzerinden yürüyor. Küresel baronlar önemli ile önemsizi, değerli ile değersizi “tıklanma’lar üzerinden ayırıyor güya. Şimdilerde pek meşguller, Yapay Zekâya ahlak öğretmek için seferber olduklarına inandırmaya çalışıyorlar.

Kitlelerin akledecek yordamı elinden alınalı çok oldu. Onun için “tıklanma”yı büyük başarı hanesinde görenler beğeniye sundukları her videoyu “Yorumlarda buluşalım” diye bitiriyor. Videonun sahipleri yorumları ne kadar okuyor, ne kadar değer veriyor bilmiyorum. Ama bendeniz sorduğunuz soruları bir bağlamın içine oturtarak cevaplamaya çalışıyorum. Mesela, “Ne ara bu kadar romanı okumaya fırsat buluyorsunuz?” diye soruyorsunuz. Bu soruyu soranları iki kısma ayırmak lazım. Değersiz bulduğu için eleştiri niyetiyle söyleyenler, değerli bulduğu ve kendisi de yapmak istediği için işin püf noktasını merak edenler.

“Fırsat buluyorsunuz...” cümlesindeki fırsat kelimesi ile başlayalım. Benim lügatimde fırsat pek yoktur. Dolayısıyla ne kaçan fırsatları ne de kovalananları bilirim. Ben nasibin peşinde, nasibi ziyan etmeden, vaktin bereketini kaçırmaktan korka korka yaşayanlardanım.

Dönem romanlarını damıtılmış bir lezzet olarak sunmak, dünü güne bağlamak için gayret ettiğim için mesela ayda ancak bir defa bir film izleyecek vaktim oluyor. Sezonda izlemem gereken dizi filmlerden ancak iki tanesini seçiyor, onları ya temizlik yaparken ya da yemek yaparken hızlandırılmış olarak radyo tiyatrosu gibi dinliyorum.

Ameller niyetlere göredir hükmünü hiç aklımdan çıkarmamaya gayret ederim. Bir şeyi seyredeceğim zaman “Niye başkası değil?” derim. Seyrederken de bu soru beni yoklamaya devam ediyorsa seyretmekten vazgeçip iş yaparken dinleme faslına geçerim.

Avrupa ve Amerika’da görüp çok özendiğim CD kitap seçenekleri, Pandemi’den sonra Türkiye’de “sesli kitap” olarak karşıma çıkınca vaktin bereketini arttırma faslı için yeni bir imkana kavuşmuş oldum. Fakat maalesef okumak/dinlemek istediğim kurgu dışı kitapların seslendirilmiş haline henüz kavuşamadım.

Suat Derviş okumaları da yoğun olarak sesli kitap imkânı ile dünyama girdi. 2022 yılı adeta Suat Derviş yılı oldu. Sesli kitap dinleme lüksüm sayesinde Suat Derviş’in pek çok kitabını dinledim. İstanbul’un Bir Günü ilk ve en çok etkilendiğim kitabı oldu.

Suat Derviş’in kalemi yoksulluğun ve yalnızlığın yaralı ülkesinde dolaşıyor. 1904 (?) doğumlu Derviş’in toplumsal dokuya dair yaptığı tasvirler sosyolojik olarak da çok kıymetli.

Mesela Aksaray’dan Bir Perihan adlı romanında Çerkez asıllı köle Gülter’in hayat hikâyesi bendenizin Cumhuriyet’in Dindar Kadınları’nda tanıklığına müracaat ettiğim, 1914 yılında Manyas’ın Hacı Yakup köyünde dünyaya gelen Nuriye Çakmak........

© Yeni Şafak