Merhum Fethi Gemuhluoğlu ve diğerleri
Merhum Fethi Gemuhluoğlu ve diğerleri
Merhum Ahmed Kabaklı hocamızın sahibi olduğu, “Türk Edebiyatı” dergisinde benim de yazılarım yayınlanıyordu. Bu derginin Aralık 1978 tarihli nüshasını bir akşam gözden geçirirken merhum Fethi Gemuhluoğlu ile ilgili bir yazıyla karşılaştım. Eski Millî Eğitim Bakanlarımızdan Ali Naili Erdem, Fethi Bey’in vefatından sonra kaleme aldığı bu yazısında duygularını şöyle dile getiriyor:
“Meğer İstanbul’u onunla severmişim. İslam’ın huzuruyla gölgeli saçaklar, Ezan-ı Muhammedi ile nakışlanan gökyüzü, sebil ve güvercinler ile mânâ dünyama akan nur seli meğer onunla anlamlıymış.
Şimdi vapurların seslenişlerinden uzakta, Ankara›da, sohbetine hasret olarak günlerimi düşünüyorum.
Aziz Gemuhluoğlu ile ilk merhabamız 1965’lerdeydi gâliba. ‘Sultanım Efendim’ iltifatına mazhar oluşum 1967 yılının başlarındaydı.
İnsan sevgisiyle yanmış, yıkanmış bir fâni. Kelâm-ı Kâdim’le dolu öylesine gönülden tutkun ki, Anadolu insanına.
Bir ayrı üslup, bir başka lezzet vardı konuşmalarında. Müşterek bir dostumuzun ifadesiyle, ‘Sevgili Gemuhluoğlu’nu dinlerken özel bir sözlük kullanmak gerekliydi.’ Dinleyeni yücelten, ebedi âlemin huzur ve sükunlu yollarına davet eden sohbetlerine iştirakim zamanın en güzel saadetlerinden olmuştu. Şimdi bunlardan mahrum kalmak ne kadar zor.
İslam terbiyesini bütün incelikleri ile ruh ve bedeninde yaşayan koca Gemuhluoğlu politika arenasından hicabın ve efendiliğin örnek insanı idi.
Niceleri bu velut dostumuzu tanımamakta direnmiştir. Hele politikacılar nasıl da günahına girmiş ve rakik gönlünü incitmişlerdir. O, bütün bu çirkinliklerin ortasında biraz daha sabırlı, biraz daha pisliklerden arınmış olarak Hak yolunda yürüdü.
Ah o bitmeyen vaatler. Bonkörce dağıtılan mavi boncuklar. Nasıl da inanırdı. Yalanı bilmezdi ki; karşısındakilerin deyişlerinde şüphe ve tereddütleri arasın. O, Anadolu insanının som altın gönlündeki temizliği tanıyordu. Bu sebeple de sorumsuzca sıralanan vaatlerin yerine getirilmeyişini gördüğünde günahın gölgesinin dahi değmediği gözlerini tebessümle açar ‘Sen varsın ya; Sultanım Efendim’ derdi.
Sen varsın ya! Cihan var ya!
Bugün ‘Bizim hüznümüz Allah’adır’ diyen aziz Gemuhluoğlu’nu dinlemek son büyük kongrenin değerlendirilmesini o zarif kelimelerinden işitmek ne kadar istiyorum.
Bir gün siyasi hayatımızdaki müstesna yerini yazacak olanları şimdiden görür gibiyim. Ve peygamberler şehri Urfa’da Hz. İbrahim’in huzurunda yüzünde........
