menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Taşkent efsanesi: 'Güdük Emin Amca'

25 0
18.09.2026

Toroslar’ın 1650 rakımında hayat kolay değildir. Bilen bilir…

Dağın başında toprağın verdiğiyle yetinmek, birkaç dönümlük bahçeden çıkan sebzeyi kışa saklamak; elma, kiraz ve armudun bereketine bakmak; evin altında beslenen birkaç keçinin ya da büyükbaş hayvanın sütünden yoğurt, peynir yapmak… Geçim dediğin, çoğu zaman böyle bir hayat mücadelesidir. Ama yetmezse? Toros insanının önünde tek bir yol kalır: Gurbet.

Önceleri yayan, dağları aşarak Alanya sahiline iner; oradan Fethiye’ye, Kuşadası’na, Aydın’a, İzmir’e uzanırlardı. Nerede iş varsa orada çalışır, kazandıkları üç kuruşu çoluk çocuğunun nafakasına katık eder, kış bastırınca birkaç aylığına memlekete dönerlerdi. Baharla birlikte yine gurbet yolları görünürdü. Sonra Trakya panayırları keşfedildi. Derken 1950’li yıllarla birlikte köyden kente göç hızlandı ve İstanbul’un kapıları Toros insanına açıldı. İşte Güdük Emin Amca, yani Emin Arıkan da o gurbetçilerden biriydi.

“Güdük Emin” lakabının hikâyesi ise çocukluk günlerinden kalmaydı. Köy yerinde çocukların birbirine taktığı lakapların bazıları bir gün söner gider, bazıları ise ömür boyu peşinizden gelir. Emin Amca’nınki de öyle olmuştu. Çocukluk arkadaşlarından birinin, boyunun kısalığına bakıp söylediği “Güdük Emin” sözü, yıllar geçse de yakasını bırakmadı.

Ama Emin Amca, İstanbul’da yalnızca ekmek kavgasını kazanmadı; kendine bir yer de edindi. İşini kurdu, düzenini oturttu. Zorda kalan hemşehrisinin kapısını çaldığında geri çevirmeyen, elinden........

© Yeni Meram