Geçmişe dönmek mümkün mü?
İnternette gezinirken karşıma çıktı… Yıldız Kenter söylemiş! Ama iyi söylemiş! Hem de çok iyi!
“Görmezden gelmek saflık değil zekadır. Her şeye karşılık verirsen tükenirsin. Her sesi dikkate alırsan aklını kaybedersin. Bazı şeyleri ve bazı insanları bilerek yok saymak, ruhunu korumaktır.”
Daha önce de defalarca yazdım… Bir daha yazayım… Tekrar etmiş olacağım ama olsun, bazen şart!
Bazıları şartlanmış, kafa yıkanmış, beyin zaten az, olan beyin da garip bilgilerle, yalanlarla, aptallıklarla örümcek bağlamış!
Ne yazılanı okuyor, ne de okuduğunu anlıyor! Sadece kendi inandığının doğru olduğundan da emin ya!Basıyor küfrü!Yazıyor “güya” eleştirisini! Hakaret dolu!
Haaa bu eleştiriler örneğin “sağ” taraftan geldiğinde ne ala da “sol” taraftan geldiğinde daha çok gülüyorum!
Çünkü en azından gayet iyi bilinen bir gerçek var; sağcı ile solcu arasındaki en ciddi fark, cehalettir!Üzgünüm ama gerçek!
Bazı “solcu” arkadaşların, Şimon Aykut ile ilgili yazdığım yazılardan çıkardıkları sonuç; “… 1974’te çaldığımız mallarla ilgili olarak Serhat İncirli de normalleştirme yazısı yazıyor…”
Son yazdığım (dün) yazıda da açıkça vurguladım oysa; “… İade, takas ve tazminat”…
En az 50 kez, Kuzey Kıbrıs’taki tapulu mülklerin belki de yüzde 95’inin Rum vatandaşlara ait mülkler olduğunu – ganimetlediğimizi vurguladım…
Haaaa “hayal edilen, umut edilen, talep edilen”; elbette benim de arzum, “hadi köyümüze geri dönelim, Raziye’nin düğününde çatisto edelim”dir de…
Bu arada kimse üzerine almasın diye “Raziye” dedim, nenemin adıdır…Belli olmaz, bir isim yazarsınız, “beni kastettin” diyerek yine söverler!
Evet, mülkiyet ciddi sıkıntı! Evet, çok sayıda Rum mülkü şu anda elimizde!
Oran şuydu, yok hayır buydu meselesini geçtik…
Bu konunun tazminat, takas ve iade yöntemi ile çözüleceği kabul edildi…
Fiziken, fiilen tüm mülklerin iadesi, arzu ettiğim veya arzu ettiğiniz olabilir ama mümkün değil!
Haaa “mülk sahipleri bağışlasın, feragat etsin” dediğim de yok!
Ama çok üzerine giderseniz, o zaman 15 Temmuz 1974’teki darbeyi yapıp da Ada’nın başına felaketi getirenleri de tek tek tutup yargılamak, hatta “bana göre” asmak gerekmeyecek mi?
“Aldık, artık bizimdir” veya daha şiddetlisinden “kanla aldık ulan!” dediğim yok!
Ama “çözüm” istiyorsak; “istermiş gibi” yapmayacağız… Çözüm istiyorsak, yaşamla veya mülkle alakalı kayıpların sorumlularını da “affedeceğiz”… Unutmadan be canım!
“Sen başlattıydın”, “yok hayır ben içimde kavga ederdim da senin anan gelip, beni de anamı da dövmüştü”yle devam edersek........
