Mirza Bediüzzaman (2)
Ünvan Sahibini Bulmuştur
Tarihin bazı garip cilvelerine insan şaşırıyor. Hayır, bu rastlantı olamaz. Kaderin garip bir cilvesi olabilir. Bu rastlantıda bir meziyet aranmalıdır.
Bediüzzaman Mirza ismi bir kez Timur’un torununa 1500’lü yıllarda verilmiş, bir kez de Bitlis’te 1878 yılında doğan, doğunun ve batının alimi, allame-i cihan Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerine verilmiştir. Bediüzzaman Said Nursî’nin babasının adı da Mirza’dır. Mirza Bediüzzaman ismi bu kez tam sahibini bulmuştur.
Belki de iki ismin böylesine birbiriyle aynı olması, Said Nursî Hazretlerinin asil kimliğini gizlemek için kaderin bir cilvesi olmasın! Bir kader örtüsü!
Bediüzzaman Said Nursî’nin kader örtüleri çok vardır zira, birisi de budur demek! Doğrusunu Allah bilir.
Bediüzzaman’ın Tevilleri
Bu tevafuka Bediüzzaman da aslında şaşırmamış değil. Diyor ki:
“Acaiptendir ki, bütün Mektubat’ında yalnız iki yerde Bediüzzaman lâfzı var. O iki mektup bana birden açıldı. Pederimin ismi Mirza olduğundan, o mektupların başında “Mirza Bediüzzaman’a Mektup” diye yazılı olarak gördüm. “Fesübhânallah,” dedim. “Bu bana hitap ediyor.” O zaman Eski Said’in bir lâkabı Bediüzzaman idi.
Halbuki Hicretin üç yüz senesinde, Bediüzzaman-ı Hemedânî’den başka o lâkapla iştihar etmiş zatları bilmiyordum. Halbuki İmamın zamanında dahi öyle bir adam vardı ki, ona o iki mektubu yazmış. O zâtın hali benim halime benziyormuş ki, o iki mektubu kendi derdime deva buldum.”1
Bediuzzaman’ın “İmamın zamanında” dediği zaman, İmamdan 75 sene önceki zamandır. Çünkü Mirza Bediüzzaman o zaman yaşamıştır. İmam 75 sene öncesine neden mektup yazmış olsun ki! 75 Sene sonrasına yazılırsa “keramet” dersin. Ama 75 sene........
