Mazluma kimlik sorulmaz! Mezhepler ayırsa da iman birleştirir
Başta Tahran olmak üzere İsfahan, Kum, Kirmanşah gibi şehirler ciddi hava saldırılarına uğruyor. Operasyonun başında İran savunma bakanı ve kuvvet komutanları öldürüldü. En önemlisi “rehber” unvanı ile anılan dinî lider Ayetullah Hameney şehit edildi. Öte yandan Minab’ta vurulan bir okulda 160’dan fazla kız çocuğu hayatını kaybetti.
Savaşın daha doğrusu “İsrail ve Amerika’nın İran saldırısı”nın ne kadar devam edeceği, nereye gideceği bilinmiyor. Bizim alanımız değil bu. Biz sözü kimilerince “mezhep farklılığı” üzerinden ortaya konulan duyarsızlığa getirmek istiyoruz.
Bilindiği gibi İran Şiî nüfusun en yoğun olduğu ülke. Kaynaklara göre takriben nüfusunun ’ı Şiî. Ayetullah Humeyni öncülüğüne gerçekleşen devrimden sonra (1979) ülke resmî olarak da Şiî dünyanın lideri konumunda. Yetkililer reddetmekle beraber araştırmacılar İran’ın ulusal çıkarları için “mezhep” vakıasını ciddi anlamda kullandığını ileri sürüyor. Suriye’de Esad rejimini desteklemesi, Lübnan’da Hizbullah ile başta silâh sağlamak üzere çok yönlü bağlantısı, Yemen’de Husîler’e arka çıkması bu iddianın delilleri arasında sayılıyor.
Sınırlı sayıda olmakla beraber İslâm dünyasında ve hatta ülkemizde bazı çevreler yahut şahıslar Şia’nın din anlayışını gündeme getirip ayrıca İran’ın Suriye ve Yemen’de izlediği politikalardan yola çıkarak İsrail ve Amerika saldırılarına karşı ilgisiz kalmak veya üstü örtülü biçimde tasvip etmek gibi bir tutum sergiliyorlar. Hemen ifade edilmelidir ki böyle bir tutumun İslâm’dan, iman kardeşliğinden, vicdandan onay alması mümkün değildir.
Her şeyden evvel İran üst inanç kimliği açısından Müslümandır, diğer bir ifadeyle Şiîlik İslâm üst kimliğinin alt koludur. Nitekim inkılaptan sonra hazırlanan İran Anayasasının birinci maddesinde bu açıkça belirtilmektedir. Diğer taraftan İran toplumu (hem Farslar, hem Azeriler) Şiîliğin İsnâ aşeriyye (On İki İmamcılık) koluna mensuptur. Şia’nın ana konunu teşkil eden bu yapı hem Allah’ın vahdaniyetini, hem Hz. Muhammed’in nübüvvetini kabul etmektedir. Aynı şekilde imanın diğer rükünleri de benimsenmektedir. Detayda farklılıklar olmakla beraber “dinin........
