Türkiye 2026 da sisli bir yolun içinden geçerken
Türkiye bugünlerde öyle bir yerden geçiyor ki, ne tam olarak bir kriz denebilir ne de rahat bir dönem… Daha çok, herkesin bir şeylerin değiştiğini hissettiği ama kimsenin tam olarak nereye evrildiğini net söyleyemediği bir aralık.
Ekonomi tarafında en çok hissedilen şey hayat pahalılığı. Sokakta bunu çok net görüyorsun. İnsanlar harcıyor ama eskisi gibi değil; daha seçerek, daha düşünerek. Bir yandan da “bugün almazsam yarın daha zor olur mu?” duygusu hâlâ canlı. Bu da piyasada garip bir denge oluşturuyor: hem temkin hem zorunluluk aynı anda var.
Faizlerin yüksek seyri özellikle küçük işletmeleri zorluyor. Büyük oyuncular ise daha çok beklemede. Herkesin gözü aynı yerde: Bu sıkılaşma ne kadar sürecek? Çünkü bu süreç uzadıkça sadece ekonomi değil, insanların iç dengesi de yoruluyor.
Devlet tarafında daha kontrollü bir duruş hissediliyor. Uluslararası çevrelerle yeniden güven kurma çabası açık. Ama artık mesele sadece ekonomi değil. İnsanlar daha fazlasını sorguluyor: adalet duygusu, sistemin işleyişi ve yarına dair netlik…
Siyasette yüzeyde sakinlik var gibi görünse de, altta ciddi bir hazırlık dönemi........
