menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Helal kazanç ve vicdan

18 0
21.07.2026

Helal kazanç ve vicdan

İnsanın Huzur Arayışı

İnsanoğlu, var olduğu günden bu yana hep aynı evrensel arayışın peşindedir: Huzur. Kimi bu huzuru maddi zenginliklerin gölgesinde, kimi sosyal statünün basamaklarında, kimi de güç ve iktidarın göz kamaştırıcı dünyasında arar. Oysa zaman, insana her defasında şu değişmez gerçeği fısıldar: Gerçek huzur, dışarıdan satın alınabilen ya da sadece maddiyatla inşa edilebilen geçici bir saray değildir. Huzur, baş yastığa konulduğunda kalbin çıkardığı o sessiz, emin ve dingin sestir.

Bugün modern dünya, kapitalist sistemin ve tüketim çılgınlığının da etkisiyle bizlere tehlikeli bir söz dayatıyor: “Ne pahasına olursa olsun kazan!” Bu anlayışta başarı, artık ahlakla değil, sadece elde edilen servetin büyüklüğü ve banka hesaplarındaki rakamlarla ölçülür oldu. Bu kör edici yarışın içinde insanlık, en büyük sermayesi olan ahlakı ve vicdanı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bu durum, bireysel düzeyde kalmayıp, toplumsal düzeyde de ciddi etik çöküşleri beraberinde getirmektedir. Helal kazanç, bireyi içsel bir tatmine, dünya ve ahiret saadetine taşırken; hırsızlık, rüşvet, zimmet ve başkasının hakkına göz dikmek gibi gayrimeşru yollar, dışarıdan parıltılı ve cazip bir yaşam sunuyor gibi görünebilir. Ancak bu sahte ihtişam, uzun vadede mutlak bir hüsran, derin bir manevi boşluk ve kaçılamaz bir vicdan azabıyla sonuçlanır. 

Kul Hakkı ve Toplumsal Güvenin Erozyonu

Özellikle toplumsal güveni kökünden sarsan, insanlığın ortak vicdanını kelimenin tam anlamıyla sızlatan öyle bir kul hakkı ihlali vardır ki, açtığı yara kolay kolay kapanmaz: Dernekler, vakıflar veya hayır kurumları adına; yetimin, yoksulun, mazlumun ve ihtiyaç sahibinin hakkı gözetilerek........

© Yeni Akit