Kutsal ittifak çöküyor mu?
Kutsal ittifak çöküyor mu?REFİK TUZCUOĞLU
Uluslararası ilişkilerde öyle anlar vardır ki; yıllarca biriken yapısal çatlakları tek bir sarsıntıyla gün yüzüne çıkarır. Bunlar, tarihin geri dönüşü olmayan kırılma anlarıdır. Aksa Tufanı ile başlayan ve 2026’nın ilk yarısında bölgesel bir savaşa dönüşen süreç, bugün tam anlamıyla böyle bir fay hattının merkez üssü haline geldi.
İsviçre’de ABD ve İran arasında kurulan diplomasi masası, sadece Orta Doğu’daki sıcak çatışmayı şimdilik dondurmakla kalmadı; aynı zamanda modern jeopolitiğin en büyük efsanelerinden birini de temelden sarstı. Washington ile Tel Aviv arasındaki "sorgulanamaz ve koşulsuz müttefiklik miti", gözlerimizin önünde ağır bir yara alıyor.
Bugün geldiğimiz noktada İsrail, Amerikan karar alıcıları nezdinde "ne pahasına olursa olsun korunması gereken kutsal bir varlık" olmaktan çıkıp; Amerikan ekonomisini, küresel prestijini ve çıkarlarını yutan devasa bir "stratejik yüke" dönüşüyor.
"9 Milyonluk Bir Ülkesiniz, Uyanın!"
Bu paradigma değişiminin en net fotoğrafı, bizzat Beyaz Saray’da çekildi.
İsrail’deki radikal kabinenin, kendi siyasi bekası uğruna bölgeyi ateşe atma hırsı ve ABD Başkanı’nı açıkça hedef alması, Washington’da bardağı taşıran son damla oldu. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in, diplomasi tarihine geçecek o sözleri, aslında yıllardır Amerikan vergi mükelleflerinin ve "Önce Amerika" diyen yeni nesil siyasetçilerin bilinçaltındaki isyanı açığa çıkardı:
"Son üç ayda vatanınızı koruyan silahların üçte ikisi Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla ödendi. Uyanın ve gerçekleri görün: 9 milyonluk bir ülkesiniz, karşılaştığınız her güvenlik sorununu sadece insanları öldürerek çözemezsiniz!"
Bu, İsrail’in suratında patlayan bir tokattır. Washington, Tel Aviv’e açıkça şunu söylemektedir:........
