Kapıda bekleyen değil, kapıyı açan ya da kapatan ülkeyiz
Kapıda bekleyen değil, kapıyı açan ya da kapatan ülkeyiz
Bir zamanlar NATO kapılarında bekletilen Türkiye…
Silah ambargolarıyla hizaya getirilmeye çalışılan Türkiye…
Masalarda “sorun çıkaran müttefik” diye yaftalanan Türkiye…
Bugün NATO tarihinin en kapsamlı zirvelerinden birine ev sahipliği yapıyor.
Hem de öyle sembolik bir organizasyona değil…
32 devlet ve hükümet başkanı…
3 bine yakın uluslararası gazeteci…
56 bini aşkın güvenlik personeli…
850 kişilik iletişim ordusu…
96 kamerayla dünyanın dört bir yanına yapılacak canlı yayın…
Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinde kurulan dev medya merkezi…
Bütün bunlar tek bir gerçeği anlatıyor.
Ankara artık sadece Türkiye’nin başkenti değil…
Küresel diplomasinin merkezlerinden biri.
Bir ayrıntıya özellikle dikkat edin.
Uluslararası Medya Merkezi herhangi bir fuar alanında ya da kongre salonunda kurulmadı.
Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi tercih edildi.
141 milyon 700 bin bilgi kaynağıyla dünyanın en büyük üçüncü kütüphanesi…
Bundan daha güçlü bir medeniyet mesajı verilebilir miydi?
Türkiye, “Ben sadece güçlü bir orduya sahip değilim; bilgiye, kültüre ve medeniyete de yaslanan bir devletim.” diyor.
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Bu zirve neden Ankara’da yapılıyor?
Sadece Türkiye iyi bir ev sahibi olduğu için mi?
NATO bugün tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor.
Rusya-Ukrayna savaşı üçüncü yılına girdi.
Karadeniz, Soğuk Savaş’tan bu yana en kritik jeopolitik alanlardan biri........
