Besle kargayı oysun gözünü…
Besle kargayı oysun gözünü…
Tarih boyunca Türkler ile Yahudi toplumu arasındaki ilişkiler, özellikle zor zamanlarda Yahudilere gösterilen insani yardımlar ve kucak açma hikâyelerini barındırır.
1492 yılında Osmanlı Sultanı II. Bayezid’in İspanya Engizisyonu’ndan kaçan Sefarad Yahudilerini Osmanlı topraklarına kabul etmesi onları büyük bir soykırımdan kurtarmıştı.
Osmanlı topraklarına getirilen Sefaradlar, Payitaht İstanbul, İzmir ve Selanik gibi ülkenin en güzel yerlerine yerleştirildiler. Diledikleri gibi ticaret yaparak zenginleştiler, hatta Osmanlı ticaretini ele geçirip yüzyıllar boyu domine ettiler. Hala da öyle olduğunu söyleyebiliriz.
İspanya Engizisyonu’ndan kurtarılan Sefarad Yahudilerinin ardından 16. YüzyıldaPortekiz’deki Engizisyon baskısından kaçan binlerce Yahudi de Osmanlı İmparatorluğu’na sığınmıştır.
Bununla da kalmamış, 17. Yüzyılda Doğu Avrupa’daki (özellikle Ukrayna ve Polonya) Pogrom adı verilen Yahudi katliamlarından kaçan Aşkenaz Yahudilerinin bir kısmı Osmanlı topraklarına getirilerek Selanik, İstanbul ve İzmir gibi şehirlere yerleştirilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun Yahudileri kitlesel katliamlardan kurtarmasının yanı sıra, Hıristiyan dünyasında Yahudilere karşı sıkça ortaya atılan ve Kan İftirası (Blood Libel) olarak bilinen, iddialar Osmanlı coğrafyasındaki bazı gayrimüslim topluluklar arasında da yayılmaya başladığında, Kanuni Sultan Süleyman, 1553 yılında yayınladığı fermanla bu tür iddialarla Yahudilere saldırmayı ve yargılamayı yasaklamış, Yahudi tebaanın can ve mal güvenliğini bizzat devlet koruması altına almıştır.
19. Yüzyılın sonlarında Çarlık Rusyası’nda başlayan şiddetli antisemitik dalgalar ve Pogrom katliamları sonucunda binlerce Rus........
