menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir dış politika açmazı: Mekke Antlaşması, ‘açılımcılar’ ve fon soygunu

17 0
thursday

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası‘nın 90 ve 92. maddeleri, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerini, dış politika ve askerî yetkilerini düzenleyen en önemli hükümlerdendir.

ANAYASAL ZEMİN: MECLİS ONAYI

90. madde milletlerarası antlaşmaların onaylanması ve iç hukuktaki yerini düzeler. Maddeye göre bir antlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti devleti nezdinde geçerli olması için TBMM onayı gerekir.

91. maddesi ise savaş hâli ilânı ve TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesini düzenler. 

Anayasa hükümleri bu kadar açıkken dışişleri bakanı, Mekke Ortak Savunma Antlaşması hükümlerine bağlı kalacağız, ”Sözümüzün eriyiz, Antlaşma var” dedi.  Oysa Türkiye’nin tanıdığı bir antlaşma yok. Ortada Meclis’e gelmiş ve onay almış bir antlaşma bulunmuyor.

Fidan, Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmada taraf olmaktan bahsediyor. Dolayısıyla Husiler’in doğal müttefiki, komşumuz İran’ı hedef alıyor.

İran’ın dinî liderinin cenaze töreninden dönen Husi heyeti, Yemen Havalimanı’nın Suudiler tarafından bombalanması nedeniyle iniş yapamıyorlar ve buna misilleme saldırıyla karşılık veriyorlar.

SUUDİLERİN HUSİLER’E SALDIRMASINDAN ANCAK BEYAZ SARAY HOŞNUT OLUR

Husiler, ABD ve İsrail’in baş düşmanı; Kuzey Amerikan donanmasını Kızıldeniz’de perişan ettiler.

Suudi Arabistan’daki hanedan Beyaz Saray ve Tel Aviv’in tam güdümünde, İran düşmanlığı temelinde Husiler ile çatışıyor. Bu denklemde Dışişleri Bakanlığı Suudi hanedanına destek çıkarak bir Türkiye politikası geliştiremez. Dış politika çıkarlar ekseninde yürür. Türkiye’nin çıkarı Suudi-Husî çatışmasında değil. Bu türden bir çatışmadan yüzde yüz fayda sağlayan tarafı Trump açıkladı: “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın kısa süre önce ve nihayet Mekke Ortak Savunma Antlaşması’nı imzaladığını görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Ülkelerin sonunda kendilerini çok daha anlamlı bir biçimde savunabileceklerini gösteriyor. Söz konusu üç ülkenin büyük liderlerini tebrik ediyorum. Bu büyük, cesur ve önemli bir ilk adım. Vay canına! (Wow!)”

Trump’ınki sade bir sevinç çığlığı olmanın çok ötesinde; kendi dış politika doktrini ile tam uyumlu olduğu için ittifakı ayakta alkışlıyor. 

Trump ve hempaları Mekke Ortak Savunma Antlaşmasını, NATO’nun 5. maddesinde yer alan “birimize yapılan saldırı hepimize yapılmıştır” taahhüdünün Orta Doğu’daki versiyonu olarak tanımlıyorlar.

NATO yâni ABD, Ortadoğu’da fiili bir vekil yaratmış oluyor. Böylece Washington’un askerî harcama limitlerinin aşağıya çekilmesi plânlanıyor; ayrıca Trump yönetimi, Kasım’daki başkanlık seçimleri öncesi, İran’a yaptığı saldırılar nedeniyle Kızıldeniz, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep, genel olarak Orta Doğu’da aldığı büyük yaraları tedavi etmek adına zaman kazanmış oluyor.

HUSİLER VE İRAN’LA CEPHELEŞMEK, BİR DIŞ POLİTİKA AÇMAZI, WASHINGTON PROJEKSİYONU

Husiler İsrail’e, İran ABD’ye karşı vatan savunması yapıyor. Bu durumda İsrail’e........

© Veryansın TV