Türkiye Cumhuriyeti Türkiye Büyük Millet Meclisi Eliyle Tasfiye Edilirken Ne Yapmalı? Doğru Liderliğin Önemi ve Meşru Direnişe Çağrı
Fazilet Partisi’nden ayrılıp AKP’yi kuran Tayyip Erdoğan’ın ve kaset kumpası sonrasında CHP’nin başına gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun parlatıldığı zamanları hatırlayın. 2023 yılındaki Kurultay’dan bugüne yaşadığı tüm savrulmalara rağmen Özgür Özel’in bir ‘kahraman’ olarak haksızca parlatılması, ‘muhalif’ medya eliyle yürütülen yeni bir Tayyip Erdoğan/Kemal Kılıçdaroğlu vakası ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Parlatılan dürüst ve ilkeli bir duruş olsa sonuna kadar parlatılsın, parlatalım ama öyle olmadığı apaçık ortada. Parlatılan dürüst ve ilkeli bir duruş değil, yalnızca ağzı laf yapan popülist bir siyasetçinin devasa bir propaganda eşliğinde halkın duygularını ve düşüncelerini manipüle etmesidir. Ortada kahramanlık, cesaret veya ahlaki duruş olarak sunulabilecek bir şeyse yoktur.
Örnek vermek gerekirse, aşağıdaki iki büyük sözü iki büyük savrulma izlemiştir ve örnekleri çoğaltmak hiç de zor değildir.
1- 4 Kasım 2023 (38. Olağan Kurultay) – “Hepinize ekranlar önünde namus ve şeref sözü. (…) Önseçimin teminatı bir Genel Başkan olacağım.”
Verdiği namus ve şeref sözüne rağmen 2024 yerel seçimleri öncesinde önseçime gitmediği gibi ileride AKP’ye katılacak birçok ismi kendi eliyle aday belirleyen birisinden kahraman da çıkmaz, dürüst ve ilkeli bir duruş da… Hesap sorulması gerekirken haksızca parlatılmaktadır.
Aynı şekilde; belediye başkanları ve partilileri haksızca tutuklanırken mitinglerde büyük büyük konuşup hiçbir gerçek eylem ortaya koymayan —eğer o başkanlar suçsuz değilse de yarının yolsuzlarını kendi eliyle aday yapan— bir duruşun kahramanlıkla uzaktan yakından alakası yoktur. Hesap sorulması gerekirken haksızca parlatılmaktadır.
2- 22 Mayıs 2026 (CHP Genel Merkezi Önü) – “Baba ocağına sahip çıkmak için nöbetteyiz, direnişteyiz. Buradan bütün Türkiye’ye ve dünyaya ilan ediyorum ki bugün şu andan itibaren tehlike ortadan kalkana kadar ve yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğine AK Parti’nin yargı kolları değil Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, odamdayım hiçbir yere gitmiyorum.”
Görülmektedir ki; bu büyük sözlerden iki gün sonra Genel Merkez’i terk eden ve o sözler hiç söylenmemiş gibi Yeni Parti’yi kuran Özgür Özel, Türkiye’ye başka bir popülist siyasetçi olmaktan daha fazlasını vaat etmiyor. Tayyip Erdoğan’ın Milli Görüş gömleğini çıkarması gibi laiklik gömleğini çıkaran ve Erdoğan’la Kılıçdaroğlu gibi haksızca parlatılan Özgür Özel ve ekibinin iktidara gelmesi bir sorun, iktidar olma vaatleriyle halkın umutlarını sömürerek halkı gayrimeşru düzenin gayrimeşru seçimlerine ısındırmasıysa başka bir sorundur.
Ülkede ne yaşanırsa yaşansın seçimden başka bir şey düşünmeyen, bir halk devrimine önderlik etmek şöyle dursun —19 Mart Halk Hareketi’ni sönümlendirişini hatırlayın— belki de Kemal Kılıçdaroğlu gibi olası bir devrimin önünü kesmekle görevli bir kişinin mevcut düzenin seçimlerine katılabilmek için yeni bir parti kurması elbette anlaşılabilirdir. Ancak toplu istifa şovlarıyla CHP üyelerini partilerinden istifaya teşvik edenlerin tek amacının seçimlere........
